24 Ağustos 2013gecesi, saat 23.55’te mahalleli, gümbürtüye balkonlara koşuşuyor. Patlamalar art arda gerçekleşiyor. Bu arada gökyüzünden şemsiye şeklinde dağılarak yeryüzüne yağan rengârenk ateş parçaları görünüyor. Birkaç dakikalık şiddetli patlamayla sadece insanlar balkonlara koşuşmakla kalmıyor, kentteki asırlık çınarlarımızı katlettiğimizden şimdilik çatılara sığınarak bizleri yalnız bırakmayan kumrular da kanat çırparak havalanıyor. Tedirgin çığlıklarla kiremitlere, antenlere, çatı oluklarına çarpıyor kuşlar Malatya’nın gece yarısı zaman diliminde.
Anlaşılıyor ki düğün kutlaması var. Sevinç gösterisinin doruklara çıkmasının ifadesi de bu oluyor. Havai fişekleri gümbürdeterek insanların yüreğini ağzına getirmek, sevinç şeklimizin özel ifadesi oluyor. Kentte şimdilik sığınmacı kuşları yerlerinden yuvalarından etmek bize mutluluk veriyor. Savaş aracı olan bu patlayıcılar, bizde sevinç aracı oluyor garip şekilde. Hani Gümrük Birliği’ne kabul edildik diye, başımız göğe ermişti de zamanın Başbakanı Tansu Çiller’in emriyle bu çok önemli giriş (!), tüm valiliklerce kutlanmıştı. Malatya’da da Orduzu Pınarbaşı’ndaki kutlamalarda patlatılan havai fişeklerle Orduzu tepelerine diktiğimiz çam fidanlarını yakmıştık. Hatırladınız mı, bu da sevinçtendi.
Maç kazanırız, sevinçten birkaç kişiyi vurarak öldürürüz. Oğlan ya da kız eveririz sevinçten gece yarıları havai fişek patlatırız. Bayramda sevinsinler diye çocuklarımıza tabanca alırız, çat pat alırız. Çocuklar da sevinçten, oyuncak da olsa, tabancalarıyla insan öldürmenin provalarını yapar. Çat patları patlatarak yaşlı, hasta, bebek demeden insanları rahatsız eder. Rahatsız edilen insanların ilk sözleri, haklı olarak “Allah belanızı versin!” dir.
Kimi zaman haberlere yansır, babasının tabancasıyla oynayan çocuk, babasını kazayla vurarak öldürür. Babaya mı üzülürsünüz, çocuğa mı? Ne yalan söyleyeyim, birilerini öldürmek amacıyla silahlanan babaya üzülmüyorum. Çocuğun ruhsal dengesinde olumsuzluklar yaratacak bu olayda mağdur olan çocuktur, diye düşünüyorum.
Oyuncak diye çocuğuna tabanca tüfek, çatpat alan ebeveynlerin tedaviye ihtiyacı olduğunu düşünmez misiniz? Kutlamalarda havai fişek patlatanların da ruhsal tedaviye ihtiyaçları vardır elbet. Yalnız, bu maddelerin satışına, kullanılmasına da izin verilmemesi gerekmez mi? Hani çevre müdürlükleri, yüksek sesle sizleri rahatsız edenleri, havai fişek gibi patlayıcıları yerleşim alanlarında patlatanları şikâyet edin, diyordu. Patlayıcı kullananları şikâyet edin diyeceğinize, satışını yasaklasanız daha doğru olmaz mı? Havai fişekleri satın alan, bunları mücevher diye boynuna asmak üzere satın almıyor. Öyleyse, neden izin veriyorsunuz bunların satışına?