Türkiye’nin Mozart’ı Fazıl Say ve Serenad Bağcan Arguvan’da

Dünyaca ünlü Piyanist Besteci Fazıl Say ve Solist Serenad Bağcan, Arguvan Nazım Hikmet Meydanı'nda konser verdi.

Konsere, Fazıl Say’ın babası müzik eğitimcisi ve müzik yazarı Ahmet Say, annesi Gürgün Say, akrabaları; CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve beraberinde miletvekilleri Erdoğan Özyalçın, Ali Şeker, Eren Erdem, Nurettin Demir, Kemal Zeybek, Orhan Sarıbel, Cemal Okan Yüksel, Zeynep Altıok, Aylin Nazlıaka, Elif Doğan Türkmen, Zülfikar İnönü Tümer, Mehmet Gökdağ, Ali Akyıldız, CHP Malatya İl Başkanı Enver Kiraz, Garnizon Komutanı Özcan Durmaz, Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Baro Başkanı Enver Han, Hekimhan Belediye Başkanı Ali Seydi Millioğulları, İstanbul’daki Arguvan Vakfı yöneticileriyle, Ankara Arguvanlılar Derneği yöneticileri de katıldı.

Arguvan Belediye Başkanı Mehmet Kızıldaş; kısa, anlamlı ve etkili bir açış konuşması yaptı. En etkili ve anlamlı konuşma, kısa olanıdır; konuşma uzadıkça anlamsızlaşır, dinleyenleri de sıkar.

Korktuğumuz olmadı, siyasiler mikrofonu kaparsa sıra sıra nutuk atarlar diye elimiz yüreğimizdeydi. Korkulan olmadı, Kızıldaş’ın kısa sunuşunun ardından Fazıl Say ile Serenad Bağcan sahneye çıkarak halkı selamladılar. Fazıl Say da kısa, anlamlı, etkili güzel bir sunuşla hemen piyanonun başına geçti.

 İĞNE ATSANIZ YERE DÜŞMEZ, DERLER YA İŞTE ÖYLE

 Piyanist Fazıl Say ve Solist Serenad Bağcan konserini, kalabalık bir topluluk dinledi. Arguvan’ın Nazım Hikmet Meydanı’na, Âşıklar anıtının çevresine iğne atsanız yere düşmez, denir ya hıncahınç doluydu. İlçe dışından gelen araç konvoyu, kilometrelerce uzayıp gidiyordu.

Serenad Bağcan’daki o ses, ne güzel bir ses… Gür ırmaklar gibi çağıldıyor, pürüzsüz, kendini de dinleyenleri de yormayan bir ses. O zarif kadından bu kadar güçlü bir sesin hem de dinleyenlerin yüreğine işleyen bu güzel sesin çıkabileceğini hayal bile edemezdik ama hayalimiz gerçekleşti…

Sahne ışıkları sahneden çok seyirciye yönelmiş gibiydi. Hele sahnenin solundaki spot, doğrudan izleyiciyi kör etmek üzere konuçlandırılmış gibiydi. Fazıl Say, bir ara öyle bir coştu ki, ayaklarını sahneye vurunca spot lamba yüzüstü düştü. Oh, kurtulduk şu kör eden spottan derken, görevliler spotu hemen eski haline çevirdi. Ses, patlıyordu ses yükseltenlerde. Daha güzel bir sahne hazırlanmalıydı; sesiyle, ışığıyla. Arkada görünen binanın duvarları da kapatılabilirdi.

 “SİZ KONUŞMANIZI BİTİRİN, BİZ BEKLERİZ… “

 Fazıl Say, hemen hemen her eserden sonra dinleyicileri kibarca uyarıyor: “Efendim, piyanonun sesi zaten az duyuluyor. O nedenle, özellikle arka taraflardaki izleyicilerimiz sessiz olurlarsa…” diyor. Bir eser sonra “Şimdi bir piyano solo eserle devam…” edelim sözünü bitiremeden arkalardan gelen uğultu üzerine ‘İsterseniz siz konuşmanızı bitirin, biz konsere daha sonra devam ederiz efendim …” diyor.

Öyle bir esere denk geldi ki, Fazıl Say’ın canına tak ettiği an bu mu, yoksa denk mi düştü? İroninin cuk diye oturması Fazıl Say’ın müzik dehasıyla doğru orantılı bir durum yarattı. Sessiz olunmasını rica etti ve şimdi size sunacağım eserin adı ’Ses’ dedi. Piyanonun başına oturdu, izleyicilere yandan görünüyor. Elleri dizlerinde belki bir dakika öylece bekledi. Uzun mu uzun bir bekleyişten sonra kıyamet gibi bir alkış tufanı koptu ve Fazıl Say, işte o an piyanoyla savaşırken sevişiyor… Bazen şırıl şırıl akan bir dere sesiyle dinlendiriyor izleyenleri. Bazen piyanonun tuşlarına darbeler indiriyor, haksızlıklara isyanını hırçınca dile getiriyor…

Konserin tam ortasına geldiğimizi düşünürken ''Şimdi Pir Sultan Abdal'dan ‘Sordum sarıçiçeğe’ eseri var sırada, diyor. Fazıl Say, Yunus Emre’ye değil, Pir Sultan Abdal’a ait olanı seslendirecekti; yani ‘Sordum sarı çiğdeme’…

“Pir Sultan’ım erlerle

 yüzü dolu nurlarla

 ak sakallı pirlerle

 çiğdemde dervişlik var”

 Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Can Yücel, Pir Sultan Abdal, Ömer Hayyam, Âşık Veysel, Hekimhanlı Âşık Vahap Alkan, Metin Altıok’tan eserler seslendiriyorlar. Metin Altıok’u anarken Sivas Katliamına, Berkin Elvan’ı anarken Gezi eylemlerinde katledilen canlara gönderme yapıyor. Müziğine de bu sevgi ve isyan yansıyor.

 Açıkhava konserinde doğal olması gereken uğultuya canı sıkılan, her eser arasında izleyenleri sessiz olmaları konusunda kibarca uyaran Fazıl Say’ın canına tak etmiş olacak ki… Sarı çiçeğe, sarı çiğdeme sormadan ''Arguvan'dan bir parçayla konserimizi bitiriyoruz'' diye kestirip atıyor.

Hekimhanlı Âşık Vahap Alkan’ın

 “Etek sarı sen etekten sarısın

 Kurban olam Beydağı'nın karısın

 Sordum sual ettim kimin yarısın

 Ben sormadan dolu gibi döküyü

  köynek diktirdim kolu düğmeli

 Herkes kaderine boyun eğmeli

 Deli gönlüm çirkine bel bağlama

 Sevdiğin yar Malatya'yı değmeli

Sevdiğin yâr Arguvan'a değmeli”

 “Bİ DAHA, Bİ DAHA, Bİ DAHA…!”

Eserini seslendiriyorlar. İzleyiciler, ayakta alkışlıyor. Fazıl Say’la Serenad Bağcan, el ele tutuşarak eğiliyor ve halkı selamlıyor. Sahneden inmeye niyetlendikleri anda iki buket çiçeği koşturarak takdim ediyor bir bayan. İki müzik harikası insan, sahneden inerken bir kısım izleyici de “Bi daha, bi daha!” diye tezahüratta bulunuyor. Arguvan halkı, Fazıl Say’a; Fazıl Say da Arguvan halkına alışır umarız… Arguvan halkı, bu tür müzikle ilk kez karşılaşıyor bildiğimiz kadarıyla. Konuklarına oldukça saygılıdırlar, iyi niyetlidirler her şeyden önce.

Konserin tüm süresi bir buçuk saatmiş. On beş yirmi dakika erken bitirmiş oldu. Böylece Arguvan’a birkaç eser borcu olduğu esprisiyle bir kez daha davet etme şansımız doğdu, diye teselli ediyoruz kendimizi.

Arguvan Belediye Başkanı Mehmet Kızıldaş, Belediye Başkan Yardımcısı Kanber Yıldırım, belediye çalışanları, Arguvan halkı, İstanbul Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ve ekibi, çok emek harcamışlardır. Kolay değil, hiç kolay değil bu tür organizasyonlar. Dünya çapında yıldızları, türkünün gözesi Arguvan’da görmek ve dinlemek de harikaydı elbet…

[email protected]

 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56