23 Nisan, Cumhuriyet, 19 Mayıs… Madem çocuklara, gençlere bayramdı, en mutlu, en kutlu gündü, sevinçten kabımıza sığamıyorduk da niye yoklama yapacağız, törene gelmeyenleri disipline sevk ederek en ağır şekilde cezalandıracağız diye tehdit ettiniz?
Öğrencileri tehditle tören alanına götürdünüz de öğretmenleri özgür mü bıraktınız? Kuzey Kore halkı, ömür boyu hapislerde, işkencelerde sürünmemek için ölen devlet başkanlarının ardından hep birlikte, en yüksek perdeden höyküre höyküre ağlıyordu ya… Yiğitse ağlamasınlar, demiştik. Bizim devlet yönetimimiz de bayram kutlama icraatında Kuzey Kore’den geri kalamaz.
Türkiye’de yaşayanlar da yiğitse, bayramlarda mutlu olmasınlar…
Tarlada, sanayide çalıştırılan; anneleriyle cezaevlerinde büyüyen, zorla sözde evlendirilen, tecavüz edilen, kiralanan, alınıp satılan, işkence edilen; hatta devletin polisince öldürülen Kürt, Türk, Süryani, Alevi, Sünni, Ermeni, Çingene tüm bu çocuklara da bayram var mı?
Ermeni soykırımında sürüm sürüm süründürülen, yetimhanelerde Türkleştirilen Sünnileştirilen, katledilen, ana yurtları Anadolu’dan zorla sökülüp atılan, binlercesi katledilen Ermeni çocuklara da bayram var mı?
Anadilleri yasaklanan, bir başka dile zorla mahkûm edilen, yatılı okullarda işkenceyle Türkleştirilen, her sabah ‘Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!’ diye bağırtılan, elinde taş cebinde bilye var diye terörist ilan edilen, itilip kakılan, köyleri yakılan, devletin görevlilerince kaçırılarak işkenceyle öldürülen babalarının kemiklerini otuz yıldır arayan, alınlarının ortasından devletin polisince vurulan Kürt çocuklarına da bayram var mı?