Ağvan (Gökçe)’ın dutları ikinci plana atıldı (1)






Malatya’dan yola koyuluyoruz Ağvan’a doğru. Doğanyol ilçesine bağlı bu beldenin yeni adı Gökçe; ama halkın kullandığı adı Ağvan. Gökçe, tabelada ve resmi yazışmalarda kullanılıyor. Devlet; geçmişi unuttururum taktiğiyle Mamaş’ı Koldere’ye dönüştürmüş, Zeruşağı’nı da Gümüşsu’ya…

Malatya’ya 87 kilometre uzaklıktaki bu beldeye, dağlara kıvrıla kıvrıla çıkıyor araç. Ağvan’ın girişinde, sağda köy mezarlığı, mezarlığın yanında da belediye binası bulunuyor. Beldenin çarşısı başlıyor sonra. Birkaç kahvehane, birkaç internet salonu, kocaman bir cami, kasap, berber, market, onarım atölyeleri derken Gökçe İlkokulu’nun karşısında bir yemek fabrikasıyla karşılaşıyoruz. Taşımalı sistemle okullara toplanan öğrencilere sıcak yemek verilsin diye kurulmuş, çevre köylerdeki pek çok okula buradan yemek gidiyormuş.

Derslikleri, hayırseverlerce donatılmış, yemek salonu, anaokulu ve öğretmen lojmanı bulunan ilkokulun bahçesine sandalyeler dizilmiş, karşıya sahne kurulmuş. Protokolle halk, sahnenin karşısında otururken Ağvanlı (Gökçe) kadınlarsa sahnenin yanında, anaokulunun önündeki sandalyelerde oturuyorlar.

Ağvan Dut Festivali yapılıyor, bu ilk; Doğanyol’da da Nar Festivali düzenlenmişti; ama devamı gelmedi. Bakalım Ağvanlılar dutlarını tanıtıp pazarlama olanağı bulabilecekler mi? Festivallerin görünen yüzü eğlence olsa da asıl amacı bir yerin ya da ürünün tanıtımıyla ekonomik kazanç elde etmektir.

Doğanyollu ve İstanbul bağımsız milletvekili olduğu söylenen biri sahneye çıkıyor. İnsanın tüylerini ürperten, bayatlamış nutuklardan birini atıyor. Vatanı böldürmeyeceğinden, bayrağı indirmeyeceğinden, ezanı susturmayacağından dem vuruyor. Sanki böyle bir niyeti olanlar varmış gibi.

Hani, içi boş sunumdan sonra göğüslerinden çıkardıkları bayrakla alkış alma kurnazlığındakiler vardır ya, aynen öyle. Milletvekili, hızını alamayıp konuşmasını “Ne mutlu Türk’üm” diye alkış bekleyerek noktalıyor Kürt Ağvanlılara.

Sonradan öğreniyorum Ağvan belediye başkanı, MHP’den seçilmiş, iktidar olanaklarından yararlanmak için AKP’ye geçmiş. Bunu söyleyen Ağvanlı, AKP’ye geçmeseydi köyümüze 2,5 kilometre mesafeden borular döşenerek sulama göleti yapılır mıydı, diyerek iktidar olanaklarından yararlanmak için parti değiştirmelerinin haklılığını savunuyor.

Köyün kanalizasyon sistemi de yapılmış; ama kanal, köyün dışında öylece bırakılmış, bilgisini alıyorum.

İktidarlarla aralarını hep iyi tutmuşlar; şimdi yıkılmış, peye dönmüş evlerin aralarındaki sokakları bile yıllar öncesinden parke taşlarıyla kaplanmış.

Kim demiş Fattey, namaz kılamaz diye?

İki yıl önceki Doğanyol Nar Festivali’nde değişik, girişken tavırlarıyla dikkatimi çeken, ‘köyün yarı akıllısı’ olarak bilinen Fattey’i burada da baş rollerde görüyorum. En iyi dutu seçecek olan sözüm ona ‘gurme’lerin çevresinde dolanıp duruyor. Ben dereceye gireceğim, ikinci olacağım, bu benim dutum ha, diyerek kuru dut dolu bir kutuya pat pat vuruyor.

Sözüm ona seçiciler kurulu, dereceye girebileceğine kanat getirdikleri birkaç kutuyu alarak tören alanından okulun zemin katındaki bir dersliğe gidiyor. Karar vermek kolay değil, orta yerde.

Bir bakıyorum, herkesin yarı akıllı diye sıfatlandırdığı Fattey, bir bez bulmuş. Okulun zemin katındaki tuvaletin önüne sermiş, vakitsiz bir namaza durmuş. Jürinin bulunduğu dersliğin tam karşısında. Ben kendisinin ne yaptığından anlamam diye sanırım, namaz kıldım diye açıklamada bulunuyor bana.  Köylülerden öğreniyorum ki aslında Fattey, namaz kılmayı da bilmiyormuş. Ama dereceye girmek için namazı kullanmayı biliyor, diyor gördüğüm manzarayı aktardığım bir Ağvanlı.

Ağvan’ın ünlü dutu, ikinci plana itiliyor

Ciddiyetten uzak, sözüm ona gurmelerden oluşan sözde seçiciler kurulu, kuru dutları tadıyor. Bu tür yarışmalar, hep şaibelidir ve gerçeklik payı da çoktur.  En iyi dut yetiştiricisi yarışmasının birincisi Abdullah Akın, ikincisi Fatih Çakır, üçüncüsü de Dilan Karaman olarak ilan ediliyor. Protokolden kişilerce yarışmada dereceye giren dut üreticileri altınla ödüllendiriliyor.

 Ağvan’ın ünlü dutundan hepi topu bu kadar söz ediliyor. Türkü festivali ve siyasilerin nutukları için düzenlenmiş bir etkinlikten ibaret; Ağvan dutu gölgede kalıyor.

Gençler, davul eşliğinde coşkuyla halay çekiyor. Gençler derken, kadınlı erkekli halay göremiyoruz Ağvan’da, sadece erkekler halay çekiyor meydanda. Kadınların oturduğu yan tarafta birkaç kız çocuk, güya halay çekiyor. Oturma düzeni gibi halay düzeni de haremlik selamlık burada. Alevilerde, Ermenilerde, Süryanilerde, buradaki haremlik selamlık düzenini göremezsiniz.

 Tören alanını terk edip köyün içine yönelmek en iyisi. Köydeki taş çamur karışımı neredeyse tüm evler yıkılmış, pey dolu her yan. Savaş filmi platosu gibi. Birkaç ev var ayakta kalmış olan, onlardan da ses gelmiyor; şenlik alanına gitmişler diye düşünüyorum.

Tören alanına yetişmeye çalışan birinden Doğanyol, Pütürge ve civarında meydana gelen büyük depremde evlerinin yıkıldığını, devletin kendilerine uzun vadede geri ödemeli faizsiz kredi verdiğini, köylülerin de bahçelerine, yaylalarına ev yaptıklarını öğreniyorum. Böylece toplu yaşam ortadan kalkmış, Karadeniz’deki evlerin birbirinden uzak oluşu gibi bir durum çıkmış ortaya.

Köy mezarlığında Sunal soyadlı üç kişinin mezarına rastlamıştım. Eskiden Ermenilerin olan Ağvan’da Ermeni mezarlığını aradığımda, gâvur mezarlığını sürüp tarla ettik diyorlar. Ağvan’dan Doğanyol’a giderken Sunallar tabelasından sonra, içerisinde Ermeni mezarlarına ait birkaç taş bulunan bir gâvur mezarlığı var, diyor on on iki yaşlarında bir çocuk.

(Devam edecek)

[email protected]

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56