Ali Rıza Uğurlu ile Söyleşi… / Şiir tarihin en güvenilir şahididir

Ali Rıza Uğurlu ile Söyleşi…

Şiir tarihin en güvenilir şahididir
KADİR İNCESU
“Şiir tarihin en güvenilir şahididir.”  sözüyle şiire bakışını gösteren İsaköylü Şair Ali Rıza Uğurlu’nun “El Aranıyor” adlı şiir kitabı Gündüz Kitabevi tarafından yayımlandı.
1937’de Arapkir’de’de doğan Uğurlu, ilkokulu asıl köyü olan İsaköy’de bitirdi. Eğitimine devam edemeyen Uğurlu kendini geliştirmeyi de ihmal etmedi. Fırsat buldukça okudu, okudu, okudu…
1969 yılında ağır yaşam şartları nedeniyle Almanya’ya işçi olarak gitti.
1997 yılında emekli olan Uğurlu’nun yedi kitabı bulunuyor: 
Böyle Bir Dünya Kurasım Gelir (1996, şiir)
Almancı Yabancılar (1997, roman)
Abdal Ölmem (1999, şiir)
Mışlar Mazide Kaldı  (2003, şiir)
Uzakta Kalan Davulun Sesi (2005, roman)
Oğuzların Uzantısı  Arguvan’ın İsaköy’ü (2005, araştırma)
El Aranıyor (2007, şiir) 



Ali Rıza Uğurlu ile edebiyat, Arguvan ve yaşamı üzerine söyleştik…
Sayın Uğurlu, dört şiir kitabınız, iki romanınız bir de araştırma kitabınız var. Yazın yaşamınızdan söz eder misiniz?
 Geçmişe dönüp bakıldığında birlikte yaşamayı zorunlu düşünen ‘’İnsan’’ geleceğe yön ve ışık tutmak için kitap yapmış. Yazıya dökülen her akıl ürününden devam eden insanlık da faydalandı diyebiliriz. Düşünen ve ‘’yarınlara da yararlı olurum’’ inancıyla o zorluklar göze alındığı gibi devam da edecektir diye düşünüyorum…
     Kitap olmasaydı günümüzde parlayıp ışık saçan beyinlerle nasıl buluşup kucaklaşa bilirdik? Geçmişte kitap yapanların da böyle düşündüğüne inanıyorum. O nedenle âcizane aklım beni hiçte kolay olmayan bu işe ‘’kendi ölçülerimle’’ zorladı diyebilirim.
     Yazma eğilimini yaşamın kendisi belirler ve koşullar elverdiği ölçüde birikimler o yolu kendiliğinden açar.
      Hiçte insancıl olmayan “çok sınıflı bir dünya düzeninde” cılız bırakılan emekçi örgüt üyelerinden birisi olarak kendimi tanıdım ve emeğin en yüce değer olduğu inancımla çağdaş kavgada yerimi aldım. Yaşamı emeğine dayalı her emekçinin yapması gereken de işte bu olmalıdır diyorum. ...
      Etkilenme olayı, az da olsa kitap ve günlük gazete okuma merakım bana bir şeyler vermiş olacak ki, kalemimi kullanma cesaretim oluştu diyebilirim… 
   
 Şiir sizin için ne ifade ediyor? 
El Aranıyor, adlı şiir kitabımın başında “Şairin Düşündükleri” bölümünde “Şiir tarihin en güvenilir şahididir. Aşk, sevgi, hasret, özlem halkın yaşamını konu alan tüm istek ve talepler şiirle yada türküleştirilmiş şiir sözleriyle dışa vurur.” demişimdir.
 
 Nasıl bir yazma süreci yaşıyorsunuz? 
Asıl zor olan süreç, “şiir ve düz yazı da, zamanınızı tüm dünyaya bakarak kaleminizi kullanma sürecidir” Kâğıda konan düşünceleri, insanlara sunma olayı hiçte kolay olmayan bir eylem biçimidir diyebilirim.
 
 Almanya’daki yaşamınız yazın yaşamınızı nasıl etkiledi?
Her şeyiyle modern bir ülke konumuna getirilmiş F. Almanya’da az denilemeyecek kadar -40- yılımı bıraktım. Sermayenin emeği akıllıca kullandığı F.Almanya’da gördüklerimi ve yaşadıklarımı “Almancı Yabancılar” Ve “Uzakta çalan Davulun Sesi” adlı bu iki kitapta toplamaya çalıştım. Üst düzey bir teknolojiye ulaşan ve kurumları sağlam oturmuş, hukukunu iyi işleten o ülke de sermaye söz sahibi ise, bu filmin senaryosu yazılmalıdır ve “Uzakta Çalan Davulun Sesi            işte öyle bir şey oldu diyebilirim…
     Aslında iyi bir yazar da diyemiyorum kendime, yapabildiğim ölçüde kitap yapmaya çalıştım.
     Ancak, zamanımın büyük bir bölümü emekten yana sosyal kurumlarda geçmekle birlikte, yazmamda ve konuşmalarımla hukuku bir engele takıldığımı diyemem.  
     Yani, “sosyal devlet” denen F.Almanya’da oluşan sınıflı yapıyı korumakta da akıllı politikaların sürdürüldüğünü diyebilirim… Bence, o yapıyı biraz da olsa irdelediğim için, o iki kitabı yapmakla da iyi ettiğime inanıyorum.                       
     
 
 
Bir şiirinde,
“Ali Rıza Beni ben gibi anlan
Gafil hep yanılır yalana kanman
Bu dünya dönüyor duracak sanman
Gözdeki perdeyi delin de görün” diyen Ali Rıza Uğurlu okurlarına, kitaplarıyla  ne vermek istemiştir?
 Tekelci sermayenin işini kolaylaştıran ‘’ Dinde bazı uyduruklar ve Irkçılıkla’’ tabulaşan beyinlerin ayıklanması lazım. İnsanlara neler vermek istediğim ise, kitaplarım okunduğunda anlaşılacaktır diye düşünüyorum. 
 
 Okurlarınız tarafından yeterince anlaşıldığınızı düşünüyor musunuz? 
Okurlar tarafından anlaşıldığımı ya da anlaşılamadığımı tam olarak bilemem, tebrik edenler de olmuştur, etmeyenler varsa da eleştiri bekliyorum…
     Ancak; sermayenin emeğin üstünde bir baskı unsuru olduğu “Yeni Dünya Düzeni”nde üretilen insancıl fikirler akla hoş gelse bile, sistemin bireyselliğe ittiği ortam insanları okuma alışkanlığından alıkoyuyor kanısındayım. Ancak er de geçte olsa kitap okunacak ve değerlendirilecektir inancındayım.
 
“El Aranıyor” adlı  şiir kitabınızda özellikle “ölüm” temasının öne çıktığını görüyorum… 
El Aranıyor, şiir kitabımda sadece ölüm temasının öne çıktığını düşünemiyorum. Ancak vefa götürmez bir gerçek var ki, o da “ölüm”… İnsan doğanın ölüm denen gerçeğini inkar edebilir mi? O temayı işlediğimde, bir gerçeği sadece hatırlatma amaçlı konu edinmiş olmalıyım. Ancak ölüm asıl oturup devamlı konuşulması gereken bir konu da olmamalıdır, diyorum… İnsan öncelikle fert olarak üstünde yaşadığı yuvarlağın kendisini gezdirdiği gerçeğinin farkında olmalıdır. Bu görüşü hep savunmuşumudur.
     Kitaba ‘’EL ARANIYOR ‘’ adını koymakla da dünya düzenini insancıl bir yana çekmeye uzanan ellerin ne yazık ki arandığını demek istemiş olmalıyım. Kitabın 75. sayfasında bir şiirimde, ‘’Ver Elini Elime’’ demişimdir.
 
 Arguvan sizin için ne ifade ediyor? 
Arguvan halkı tarihin de her dönem “ötekiler” olarak yaşamak zorunda bırakılmıştır ve sistemciler gelişen dünyanın fotoğrafına baka baka “yüzleri kızarmadan” o inadı sürdürmeye devam etmektedir. O halk Türkülerinde de ülkenin apayrı bir parçası olduğu gerçeğini anlatıyor zaten.
 Hasret, gurbet ve aşkta yoğunlaşmanın asıl nedeni, yârinden yareninden uzaklarda apayrı yaşamaya mecbur edilmenin, sineden geçen rüzgârıdır diyebilirim… 
     Arguvan Orta Asya’dan Anadolu’ya sürülmeye zorlanan Türkmenlerin gelip oluşturduğu küçük de olsa şu anda bir kent durumundadır. Bu farklı farklı dünya görüşü ve sürdürdükleri çağla gelişen, “kendine has” apayrı bir kültürle dünyaya açıldı diyebiliriz.
      Bu güzelliklerin ekonomik sıkıntılarını aşmak için yine çaba da, anlaşılan o ki Arguvan insanlarına düşecektir. Benim için Arguvan, tüm güzellikleriyle dillerde dolaştığı gibi, o güzelim dünya görüşü ve kültürüyle ülkede örnek alınması gerekirken ne yazık ki inadına ihmal edilmektedir.                   
                           
 Arguvan’ın kalkınması  için neler yapılmalı? 
Arguvan ve köylerinin kalkınması için o halk bireysel çabaya son vermelidir. Başta tarım arazileri kooperatif eliyle “sürülüp, ekilip, biçilip, pazarlanmalıdır” Bu düşüncemi 12.06.08 tarihinde birkaç dost sitede yazıp herkesle paylaşmak istemiştim. Toprakla uğraşan birçok köylümüz ellerinde kalan birkaç susuz tarlayı arpa ekip havadan yağmur bekler. Bu sıkıntıların aşılması için “kolektif bilimsel çalışmalarla” daha rahat bir ortam yakalanabilir diye düşünüyorum…
 
Yeni çalışmalarınız var mı?
Evet, yeni baskıya hazırladığım bir şiir çalışmam ve ikinci baskısını hazırladığım araştırmam var.  

 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56