Malatya’dan Çırmıhtı (Yeşilyurt)’ya giderken, Tecde’ye varmadan anayolun solunda Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, yeni adıyla Kayısı Araştırma İstasyonu… Anayolun sağında da Ülkesel Kayısı Genetik Kaynakları Proje Parseli bulunmakta. Malatya’daki çalışmalar, merkezde 294 dekar; Aşağışehir (Battalgazi)’de de 527 dekar olmak üzere toplam 821 dekarlık bir arazide yürütülüyor.
KAYALIKTI DA SİZ Mİ AĞAÇLANDIRACAKSINIZ?
Bu arazi, şimdi milletvekili olan, bir önceki Belediye Başkanı H. Cemal Akın döneminde “yeşil alan” olması kararıyla enstitüden alınmış. Zaten yeşil alan orası. Kayalıktı da siz mi ağaçlandıracaksınız? Yarın bir başka kararla o ağaçları keser, beton blokları dikersiniz. Rantı yüksek bir yer. Birçoğunun iştahını kabartıyor tabi. Bıraksaydınız da yeşil alanlığını korusaydı.
Malatya’daki, hatta Türkiye’deki meyve üretimi için önemli, bilimsel çalışmaların ve üretimin uygulandığı bu kurumun adının sınırlanmasının ardından, arazisinin de sınırları daraltıldı. 2014 Mart ayının ortalarında ülkesel kayısı kaynakları projesinin uygulandığı 3 numaralı parseldeki onlarca kayısı ağacı, katledilen bir gelin gibi, başındaki çiçekleriyle kökten kesildi. Malatya Belediyesi, kuzeyden güneye yol açmıştı, Kayısı Araştırma İstasyonu’nun arazisinin karnını yararak ortasından yol geçirmişti hem de genleri korunan ender ağaçları yok ederek. Bu arazi, 290 çeşit kayısının bulunduğu ulusal kayısı genetik kaynakları alanı.
PARÇALA BÖL YUT
Sınırlamanın, araziyi bölmenin bu kadarla kalmadığını 2014 Mayıs ayındaki yol genişletme çalışmasıyla sürdürdüler. Malatya’dan Tecde’ye uzana geniş anayolu, daha da genişletecekleri tuttu. Kayısı Araştırma İstasyonu’nun, yolun kuzeyinde bulunan arazisi boyunca yüzlerce ağacı kesti; hem de gövdesine kimlikleri asılmış, dünyada ne kadar kayısı varsa o kayısıların örneğini korumak üzere dikilmiş ağaçları kesti.
Arazinin karnını kuzeyden güneye yardılar, ortasından yol geçirerek yolun iki yanına kalın taş duvarlar ördüler. Yüzlerce ağacı keserek yine arazi boyunca kalın, yüksek taş duvar örüyorlar.
Yemek yutmak şimdi daha kolay olacak. Parçalandı, sınırı da daraltıldı, çepeçevre on iki katlı sitelerle de kuşatıldı. Arazinin hava akımı engellendi, iklimi değiştirildi. Bir de parçalandı, daraltıldı ki yemek yutmak daha bir kolaylaştı. Bakalım hangi hatırlı yandaşlara ayrıldı bu değerli kamu arazisi? Tarımla uğraşan insanların eğitildiği, desteklendiği, örnek uygulamalarla geliştirildiği; yüzlerce ağacın genlerinin korunduğu bu arazinin yağmalanması iyice kolaylaştı.
Daha geçen yıl, tam donanımlı seralar kuruldu. Doku kültürü laboratuvarında üretilen anaç kayısılar, bu akıllı seralarda geliştirilip büyütülerek çiftçiye ulaştırılacak. Yaklaşık bin metrekare alana sahip seralar, tam otomasyon sistemli. Akıllı sera dense yeridir. Sera, üç bölümden oluşuyor. Gübreleme, sulama, havalandırma ve ısıtma tamamen otomasyonla sağlanıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ilk olan tam otomasyonlu doku kültürü fidan yetiştirme serası, Malatya Kayısı Araştırma İstasyonu’nda geçen yıl kuruldu.
Malatya Kayısı Araştırma İstasyonu görevlileri, her yeniliğin peşinde, Battalgazi’deki araziye de iki yıl önce bağcılığı geliştirme projesi kapsamında asma çeliği üretme laboratuvarı kurdular. Görevliler yatırım yaparken Malatya Belediyesi, araziyi tırpanlayarak bu kurumu buradan göçürme çabalarını uygulamaya hızla koymuş oluyor.
Peki, bu durumda Malatya halkı ne yapıyor? Üzerine ölü toprağı serpilmişçesine susuyor. Ölü numarası yapıyor. Bununla da kalmaz Malatya halkı, Kayısı Araştırma İstasyonu arazisine beton siteler dikildiğinde sitelerin arasına pankartlar asarak, kayısı ağaçlarını katledenlere methiyeler dizer, teşekkürler eder.
Ne diyeyim size, Allah belanızı vermiş zaten…