*KURUMLARIN ORTAK ADAYI OLARAK ARGUVANA GELDİM
*ARGUVANA İLİŞKİN GÜZEL HAYALLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEYE
GELDİM
SÜLEYMAN KILIÇ: Mehmet Başkan kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Mehmet Kızıldaş kimdir?
MEHMET KIZILDAŞ: İşte en zor soru da bu insanın kendisini anlatması. Ben1955 yılında Arguvan’ın Çayırlı köyünde eski adıyla Arekil orada doğdum. ilk okulu orada bitirdim. Daha sonra ortaokulu, Arguvan’da ve sonrasında da Sivas Öğretmen Okulu böylece eğitimimiz devam etti. Sonrasında 12 yıl öğretmenlik yaptım Tabi öğretmenlik yaptığımız dönemlerde okul idareciliği, TÖBDER yöneticiliği gibi yöneticilik faaliyetlerinde de bulundum.12 yıldan sonra istifa ettim. Serbest ticaretle uğraştım. Uzun bir süre 20 yıl gibi bir tekstil işiyle uğraştım. Sonra da farklı alanlarda da bir iki denememiz oldu. Ama orada çok başarılı olamadık ve sonrasında İstanbul’da İşte sizin de bildiğiniz gibi birlikte oluşturmuş olduğumuz geçmişte Arguvan ve Köyleri Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği ve akabinde de Arguvan Eğitim Vakfı olarak kurmuş olduğumuz Vakıf'ta hem ilk kurucularındanım. İlk kurucu yönetimde de bulunmuştuk, sonrasında da arkadaşlarımızın da dostlarımızın da talebi üzerine. 4 yıl gibi bir vakıf başkanlığı yaptık. Bu süre içerisinde de vakıf başkanlığı yaparken de Malatya'nın Büyükşehir olması sebebiyle de Arguvan'da da bir belediye başkanlığı durumu söz konusu oldu.. O anda Arguvan’a gelip giden Arguvan'la, daha sık ilişkileri olan arkadaşlarımızın burada müdahaleye ihtiyaç olduğunu, Arguvan’a el atmak gerektiğini, Arguvan’ın geri kalmış makus talihini değiştirmek gerektiğini, orada yaşayan arkadaşların gayret ve çabalarıyla burayı düzeltmek, adına ismine Arguvan'a, Arguvan kültürüne, kimliğine yakışır bir ilçe haline getirmek için böyle yola çıkarak bizim üzerimizde uzlaşıldı. İşte o dönem ki dernek yöneticileri, vakıf yöneticileri,Arkasından iş insanlarımız, bazı bürokratlarımızın da üzerimizde oluşturdukları baskı sonucun da böyle bir görevi kabul ettik ve geldik. Bu da ikinci dönemimiz. O günden bu yana Arguvan'a hizmet etmeye çalışıyoruz.
SK: Geliş hikâyenizi anlattınız ben de hatırlıyorum. O zaman birtakım eleştiriler de oldu. İthal başkan dediler. Bu sizi ve faaliyetlerinizi nasıl etkiledi?
MK: Evet, o dönem de bize karşı bir direnç vardı. Bu işte İl yönetiminden İlçe yönetimine kadar partinin ve aynı zamanda Arguvan'daki belirli insanlar da burada siyaset yapan insanlarda böyle bir direnç oluştu. Ama bunları da çok görmüyoruz. Haklılar aslında. Sonuçta buralarda siyaset yapan, burada uğraşan insanların yerine İstanbul’dan gelip onların aday olabilecekleri yere aday oluyorsunuz. Ancak prosedür gereği baktığınız zaman çok doğru değil aslında. Ama tabi işin bir diğer boyutu vardı. Buraya İstanbul’dan gelen o dönemdeki tüm arkadaşlarımız, işte vakıf yönetiminden dernek başkanlarına, dernek yöneticileri ve iş insanlarımıza kadar herkes ve biz de dahil olmak üzere o günün mevcut koşulları içerisindeki hareket ettik. Bizim hayal ettiğimiz, bizim arzuladığımız Arguvan çerçevesini, biraz önceki çizdiğimiz Arguvan’ı ileriye taşıyabilecek bir yapı, bir durum. Burada kişiler bazında söylemiyorum, genel anlamda söylüyorum olmadığı için biz buraya geldik. Yoksa hakikaten bugün de hala aynı şeyleri söylüyorum. Aynı sözümün de arkasındayım. Yani Arguvan'ı bizim kadar yönetebilecek, bizim yaptıklarımıza eşdeğerde yöneticilik yapacak arkadaşlarımız çıktığı anda biz bu görevi devretmeye her zaman hazırız. Burada önemli olan buradaki hizmetleri daha ileriye taşıyabilmek, bayrağı yukarılara dikebilmek. Bu amaçla ilk zamanlarda böyle bir direnç vardı tabi ama biz kalabalık bir ekiple gelmiştik, bunları anlattık. Hatta o zaman şöyle bir örnek vermiştim. Bir davanız olsa en iyi avukatı ararsınız, bir hastanız olsa en iyi doktoru ararsınız, evinizdeki bir alet bozulsa en iyi ustayı ararsınız. Peki yani ilçenin yönetimi söz konusu olduğunda neden iyi yöneticiyi düşünmüyorsunuz? Ya da iyi yönetici aramıyorsunuz sonuçta bir ilçeyi yöneticileri yönetilecek. Yani ilçemizin yönetimi doğru yönetilmesi, iyi yönetilmesi, güzel yönetilmesi hepimizin menfaatine ve faydasına olacak diye. Bunları uzun süre anlattığımızda arkadaşlarımızım ve buradaki hemşerilerimizin de ikna olduklarını gördük. Üstelik Partimiz aday belirlerken ön seçim yaptı. Sonuçta ilk seçimde önseçimle aday oldum.
SK : Partiniz(CHP) ön seçim yaptı .Kaç aday yarıştınız?
MK: Önce 9 aday vardı. Üç aday çekildi ön seçimde altı aday yarıştık, ön seçimlerde biz çıktık. Ön seçime parti üyelerinin tümü katıldı oy kullandı. Genel Merkez 3 milletvekili göndermişti İl başkanı milletvekillerinin gözetiminde ve burada ilçemizde sandık başkanlarının hatta o zaman Turan başkan (Turan Aslantürk Arguvan Ziraat Odası başkanı)sandık başkanıydı. Bir başka sandıkta da başka bir arkadaş görevliydi. Yani yapılan seçim gayet demokratik bir şekilde nizami bir şekilde yapıldı ve bu yapılan seçimi sonrasında ,sağ olsunlar bizi bu göreve layık gördüler. Bizde aday olduk, ondan sonra sonrasında da seçildik ve devam ettik. Ikinci dönem konusunda da gene aynı şekilde çevremizden dostlarımızdan. Bizim bildiğiniz gibi gruplarımız var işte. Oluşturmuş olduğunuz meslek hemşeri, bazı meslek grupları örgütlerimiz var. Onların tekrar devam etmemiz yönündeki ricaları ve onların önerileri onların düşünceleri doğrultusunda da ikinci dönemde tekrar aday olduk.
SK : ikinci döneme gelecektim. Ama siz oraya geçtiniz o zaman o ikinci dönemle ilgili Ben birkaç soru sormak istiyorum. Sizin ilk döneminiz de ön seçim yapıldı ve partinizin tüm üyelerinin oyunun çoğunluğunu alarak aday oldunuz. Peki ikinci seçimde niçin ön seçim yapılmadı? ve siz önseçim yapılmasını istediniz mi?
MK : Şimdi şöyle Genel başkanımızın bütün belediye başkanları toplantısında şöyle bir söylemi var. Bütün belediye başkanları toplantısında bunu özellikle ve ısrarla altını çizerek söylemiştir. Biz başarılı olan belediye başkanlarımız la devam edeceğiz. Oralarda kesinlikle önseçim ya da şu bu yapmayacağız diye. O dönemde gerek partimizin yaptığı gerekse AKP nin yaptığı “Bélediye başkanlarını başarılı buluyor musunuz?” Anketinde Malatya'da en başarılı belediye başkanı olarak yüzde 56.7 ile ben çıkmıştım. Cumhuriyet Halk Partili ilçe belediye başkanları içerisinde de en yüksek oyu ben almıştım.
SK : Hemşerileriniz tarafından bu yaklaşımın demokratik olmadığı noktasında eleştiriliyorsunuz? Partinin bu politikasının demokratik teamüllere aykırı olduğu söyleniyor. Bu eleştiri hem şahsınıza hem de partinize dönük ne söylersiniz? Sandık konmuş olsaydı ön seçimi sizin kaybetme riskiniz mi vardı? Kaybetmekten mi korktunuz?
MK : Bakın şimdi bakın bu anketi AKP yaparken Arguvanlılarla yaptılar. Malatya'da Malatyalılarla yaptılar. Yani düşündüm şimdi şöyle söyleyeyim benim asla öyle bir endişem ve kaygım hiçbir zaman olmadı. Şimdi partide kararları belediye başkanları vermiyor. Şimdi arkadaşlarımızın yanıldıkları şey de bu. Şimdi bir belediye başkanı istedi diye ön seçim yapılmıyor ya da bir belediye başkanı istemedi diye de ön seçim yapılacaksa vazgeçilmez yapılır. Buna parti karar verir partinin organları vardır, yetkili organlar vardır ve MYKsı var, parti meclisi var, genel başkanı var ve bu kararlar oralarda alınıyor. Mehmet Başkan önseçim istiyorum dese de bir şey ifade etmez, istemiyorum dese de bir şey ifade etmez. Hiç kimse de benim ben önseçim istemiyorum, benim merkez ataması yapılsın diye herhangi bir yerde ne böyle bir söylemi ne de böyle bir beyanım olmamıştır. Partimizin vereceği karara biz saygılıyız. Ne karar verirse ona saygı duyarak ön seçim kararı almış olsaydı seçime girerdik. Yani bu Şimdi şunu söyleyeyim bu söylediğiniz eleştiri babında olan diye söylenen, söyleyen ya da eleştiren arkadaşlarımızın sayısı da çok fazla değildir. Yani bunlar biraz da böyle. Neyse oraya çok fazla girmeyelim istersen.
Sonuç olarak bizim ön seçimden endişemiz kaygımız dünde yoktu bu gün de yok. Çünkü biz şunu biliyoruz ki yani benim ısrarla da illa da Arguvan'a belediye başkanı olayım gibi bir derdim de yok. Siz de biliyorsunuz Kurumlarım ortak adayı olarak Arguvan’a geldim. Eğer Arguvanlı benim yaptığım hizmetlerden ve çalışmalardan memnun değilse zaten ben burada olmam
SK:: Mehmet Başkan bu arada belki daha önce sormam gerekiyordu ama şimdi sorayım. Yakında eşiniz rahmetli oldu tekrar baş sağlığı diliyorum. Siz ceketinizi alıp Arguvan’a geldiniz. Eşiniz ve çocuklarınız İstanbul da kaldı. Peki sizin için zor olmadı mı? Tek başına burada bir mücadelenin içerisine girdiniz. Hayat arkadaşınız, çocuklarınız yanınız da değil. Buraya nasıl adapte oldunuz? Yani büyük şehirde yaşamış, hocalık yapmış, ticaret yapmış insansınız, geldiniz. Yalnız hissettiniz mi kendinizi?
MK : Şöyle diyeyim, Arkadaşlarımız dediler ki: Arguvan'da bir akp tehlikesi var. Bunu o zaman sizde biliyorsunuz. Hatta geldik bir hafta toplantılar yaptık. Bize söylenen eğer Arguvan’ı AKP kazanırsa hepimizin başı önüne eğilir. Fatura en çokta size çıkar. Çünkü Alevi'si de Sünni'si de Türkü de Kürdü de sizin isminiz üzerinde ortaklaştı. İkinci bir isim çıkmadı. Sizin dışınızda bir isim üzerinde ya da işte şu şu şu isimler olursa denilmedi herkes sizin isminiz üzerinde uzlaştı diye söylenildi ve biz de hayatımız boyunca toplumsal yaşadık. Devrimci bir gelenekten gelen insanlarız. Hayatımız boyunca da elimizden geldiğince dilimiz döndüğünce yaşamamız da duruşumuzda davranışlarımızla o geleneğe,uygun hareket etmeye çalıştık. Bu bir toplumsal proje denildi ve gitmeniz gerekiyor. Doğru denildi ve bu inançla artık burada benim kaçabilme ya da red edebilme gibi bir şansım yoktu. Evet, doğru söylüyorsunuz ailem benimle birlikte buraya arguvana gelmeyi o dönem kabul etmedi. Eve geldiğimde inanın hiç de pişmanlık duymadım. Çünkü buradaki düzgün insanların buradaki gerçekten Arguvan'da iyi şeyler olmasını arzu eden,bunu gözlemleyen insanlarla birlikte ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz düşüncesiyle yola çıkınca o kadar çok çalıştık ki, o kadar çok ürettik ki, ondan dolayı da biz burada bir yalnızlık hissetmedik. Hatta Istanbul'a geldiğimde arkadaşlarım zaman zaman sorarlar ya işte orada sıkılmıyor musun, zaman nasıl geçiyor? Çok farklı insanlar. Farklı şehirlerden gelen farklı düşünceden insanlar sordular işte Istanbul gibi bir şehirden sonra Arguvan da yaşamak zor değil mi falan. Oysa ben hiçbir zaman bunun ve bir sıkıntısını yaşamadım. Hatta bize zaman yetmedi zaman yetmiyor çünkü kafamız da beynimiz de Arguvan vardı. Yani ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz? Arguvan’ı bir adım daha İleriye nasıl götürebiliriz, hangi projeyi daha uygulayabiliriz? Bu düşünceyle bu davranışlarla hep zamanımız geçtiği için böyle bir yalnızlık falan hissetmedik. Bugüne kadar da hayata geçirdiğimiz projeler, hepsi de ayağı yere basan projelerdir asla zaten yaşamımızda yapamayacağımız şeylerin sözünü vermedik. Sözünü verdiğimiz şeyleri de mutlaka yapmışızdır. Geriye dönüp baktığımızda geriye dönüp baktığımızda uyguladığımız hayata geçirdiğimiz projelerde bunun en güzel ifadesidir.
SK : Başkan ben bu söyleşinin şahıslar üzerinden yapılmasını doğru bulmam. Olaylar üzerinden konuşmayı yeğlerim. Anlayışla ilgili bir soru sormak istiyorum. Şimdi size şöyle bir eleştiri var. Bir dönem en yakınınızda olanlardan ve arkadaşlarınızdan veya başkalarından. "Mehmet Başkan demokratik bir yönetimle belediyeyi yönetmiyor. Kibirlidir, dediğim dediktir". Çok uç noktada benzetme yapanlar bile var. Siz böyle bir yönetici misiniz? Arguvan Belediyesini bu anlayışla mı yönetiyorsunuz?
MK : Şimdi şöyle diyeyim Tabii bunu benim söylemem. Hayır demem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama Bence bu sorunun cevabını siz Arguvanlılara sorsanız cevabı Arguvanlılardan alsanız daha doğru olur çünkü hiç kimse ayranım ekşi demez yani onun için ben bunu bu kadar net ve açık söylüyorum. Bence bu soruyu Arguvan’daki insanlara evdeki amcaya, babanıza ve İsa köydeki diğer Amcalara sormanız doğrudur. Bu sorunun en doğru cevabı onlar verirler. Bizim ben şöyle bir örnek vereyim: kendi personelimizle zaman zaman toplantılar yaparız. Yaptığımız toplantılarda personele şunu sorarım yani işte belediyemizle ilgili yaptıklarımızla ilgili yapacaklarımızla ilgili düşünceleriniz nedir? Ne değildir diye sorarım. Hatta şunu derim ya işte siz toplumun içindesiniz. İnsanlarla oturup kalkıyorsunuz, kahveye gidiyorsunuz, Çarşıya pazara gidiyorsunuz. Toplum bizim yaptıklarımızla ilgili ne düşünüyor? Yani ben bunlar o yaptığımız projelerde yaptığımız hizmetlerden ya da yanlış buldukları bir hizmetimiz projeniz var mı? Ona göre bizde böyle bir şey varsa toplum nezdinde eleştiriyorsa. Biz de ona göre o projeleri yeniden gözden geçirelim dediğimde toplantının sonrasında bir personelimiz ayağa kalktı Dedi ki Başkanım dedi, ben teşekkür ediyorum dedi. Niye teşekkür ediyorsun dedim. Dedi ki “Eskiden dedi. Biz bir belediye başkanına efendim işte bu iş böyle değildir şöyle olsa dediğimiz zaman, bizi bir de azarlardı o aklınızı kendinize saklayın, çık dışarı derdi. Siz bizi çağırıp düşüncelerimizi soruyorsunuz dedi” Yani bu örnek bile buna yeterlidir. Şimdi tabii ben burada soruyu sordunuz, neden sordunuz? Nereden sorduğunuz belli ama şimdi ben bunu işin bu noktaya gelişinin içyüzünün çok farklı şeyleri var Bunlar burada ne söylemek doğru olur bu saatten sonra ne de sizin yazmanız doğru
DEVAM EDECEK...