AŞIK EKBERİ GÜLBAŞ (1940-14 KASIM 2020)

                 AŞIK EKBERİ GÜLBAŞ (1940-14 KASIM 2020)
                “AŞK VE GURBET” ÖKSÜZ VE YETİM KALDI


 

Asıl adı Ali Ekber Gülbaş. 1940 yılında, koyunların kuzulama vaktin de Malatya Arguvan Çavuş Köyünde dünyaya gelir. Bizim oraların tecellisi kaderidir… Çocuk yaşta çalışmaya başlar. Köy çeşmesinden sitillerle su taşır, çobanlık yapar.
O günlerini “O Köyümün Bende” adlı şiirinde anlatır.
Dünyaya gelişim Çavuş köyünde
O köyümün bende çok emeği var
Bin dokuz yüz kırkta bir dam evinde
O köyümün bende çok emeği var
 
Bir fidan misali orada bittim
Dam üstünde yattım yıldız seyrettim
Sürüler otlattım çobanlık ettim
O köyümün bende çok emeği var
 
Ben orda öğrendim dürüst olmayı
İnsanları sevip saygı duymayı
Ben orda tattım aşkı sevdayı
O köyümün bende çok emeği var
  
Okulunda yedi sene okudum
Kendi benliğimi orada buldum
Garip Ekberi’ydim bir aşık oldum
O köyümün bende çok emeği var

İlkokulu köyünde okur. Ortaokulu ikinci sınıfa kadar Malatya da okur. Ozanımız ikinci yılın sonunda evden kaçar. Bu kez üç kişidirler ve hedefleri Adana’dır. Ceketlerini satıp yol parası yaparlar. Birkaç gün Adana parkında gecelerler. Karataş’ta ırgatlık yapıp, yol parasını denkleştirince de İstanbul’un yolunu tutarlar.
Üç arkadaş da artist olmak istemektedir. Bir ajansın açtığı artist yarışmasına mektup yazarlar: “…. Üç genciz, yetenekliyiz. Ancak başvuru parasını verecek gücümüz yok.”
Yanıt gecikmez: “Olsun. Gelin”. Üç kafadar artist olma hayaliyle evden kaçarlar…
Ekberi o günler için gülerek “Bir arkadaşım topaldı, bir arkadaşım da alabildiğine çilli. Düşünün artık en yakışıklıları bendim.” diyor.
Film şirketine giderler. Figüranlık yapacaklardır ama iş olunca: “Şimdi gidin, iş olunca biz size haber veririz.” derler. O arada Yılmaz Güney’le de tanışırlar. Karataş’taki ırgatlık günlerinde tanıştıkları bir köylü akrabası vasıtasıyla… Geçinmek için sürekli çalışacakları bir iş ararlar. Ozanımız Beşiktaş’ta bir kahvede çalışmaya başlar’

 Gurbete düşünce on beşti yaşım
Toplansa sel olur akan göz yaşım
Kendi sılasında gülmeyen başım
Elin sılasında güler mi bilmem
                                     ******
Ekberi’nin ilk kitabı “Aşk ve Gurbet” 1966 yılında yayımlanır. İlginçtir daha sonra 1986, 2000 ve 2009’da yayınlanacak diğer üç kitabının adı da “Aşk ve Gurbet’tir. Kitaplarının adlarının neden aynı olduğunu sorulduğunda Ekberi: “Aşk ve gurbet bitmedi ki… Aşk da, gurbet de olduğu sürece –ki bitmeyecek hiç- bundan sonra da çıkacak olan bütün kitaplarımın adı hep aynı olacak. Ozanın aşkı da bitmez, gurbeti de bitmez…”
                                         ******
Yüzlerce şiiri bestelenmiş Ekberi’nin. Bir kısmını kendisi bir kısmını da başka sanatçılar bestelemiş. Pek çok sanatçı tarafından da yorumlanmış…
  Deli Gönül, Arada Bir, Bırakmadı Sevdan Beni, Dermanım Yok,  Dert Beni, gibi yüzlerce şiiri

 Ali Ekber Çiçek, İzzet Yıldızhan, Dilber Ay, Selahattin Alpay, Ahmet Satılmış, Cemal Öztaş, Muharrem Temiz, Süleyman Yücedağ, Ahmet Bildirici, Aynur Doğan, Mehmet Balaman, Ali Abbas Aslantürk, Hasan Durak, Turan Yalçınkaya, Fatma Şahin Mesut Salman, Nur Ertürk, Burcu Doğan, Songül Karlı, Hıdır Göksu tarafından yorumlanmıştır.
Ekberi’nin en çok sevilen şiirlerinden birisi “Deli Gönül”
Deli gönül hangi dala konarsın
Tutunacak senin dalın mı kaldı
Ahu feryat ile niçin yanarsın
Şu dünyada senin malın mı kaldı
 
Felek seni gafletinden uyuttu
Eşin dostun ne var ise uyuttu
Esti sam yelleri gülün kuruttu
Bülbüller ötecek gülün mü kaldı
 
Ateşlere yanan ey dertli EKBER
Bu dünyanın sonu yalanmış meğer
Bir yarin vardı almış yad eller
Candan başka senin varın mı kaldı.
 
                              ****** 
 
Hakkında biri Hollanda’da olmak üzere üç doktora ve tez çalışması yapılmış. Kültür Bakanlığı ve çeşitli vakıf ve kurumların açtığı yarışmalarda dereceye girmiş, birincilik ödülleri almıştır.
2008 yılında Kültür Bakanlığı tarafından “halk Ozanı” sertifikası verilmiştir.
“Arguvan Şemsi belli Şiir Ödülü” birinciliği ve 2007 Hacı Bektaşı Veli şiir yarışmasın da” Her Ne arar isen Kendin de Ara” konulu şiiri ‘hece vezni’ yarışmasında birincilik ödülünü alır.
DİLİ AKICIDIR
EKBERİ Anadolu da unutulmaya yüz tutmuş Türkçemizi en iyi kullanan şairlerimizin başında gelir. Dili saf ve durudur. Yormaz insan…Şiirleriyle bizi bize en güzel anlatandır o.
Teması Aşk ve Gurbettir. Toplumsal olaylara kayıtsız kalmaz. 1980 öncesi katledilen Bektaş Mutlu öğretmen için şu dokuz kıta ağıtı yakmıştır. (Üç kıtasını paylaşıyorum )   

BEKTAŞ’IMA
Puştun biri pusu kurmuş
Kurşun sıkmış Bektaş’ıma
Kahpece arkadan vurmuş
Kurşun sıkmış Bektaş’ıma
 
Sabahleyin erken erken
Okuluna gider iken
Kaldırımda yürür iken
Kurşun sıkmış Bektaş’ıma
 
Ekberi der yaram deşme
İki gözüm iki çeşme
Derdim çoktur hiç elleşme
Kurşun sıkmış Bektaş’ıma
******
Ekberi Sivas’ta yakılan canlar için ağıtlarına devam eder
Bir otel içinde otuz yedi can
Kimi şair yazar kimisi ozan
Alevler içinde gencecik fidan
Yakılsında kanlı Sivas yakılsın
Suçlunun boynuna zincir takılsam
 
HÜ dost diye curasına vururdu
Haksızlığın karşısına dururdu
Masumların haklarını korurdu
Yıkıla da kanlı Sivas yıkıla
Namerdin göğsüne hançer takıla
 
EKBERİ’yem Pir Sultanım bilirim
Birlikte yaşarım birlik ölürüm
Her sazın telinde geri gelirim
Yıkılada kanlı Sivas yıkıla
Lanet toku boğazına takıla
******
EKBERİ; Anadolu halk ozanlarına aşıktır. Onların izinden gider. Bir şiirinde Aşık Veysel’i şöyle anıyor.
 
Gönül gözü ile tanıdım onu
Olanı biteni görürdü Veysel
Felek kötü oynasa da oyunu
Üstüne üstüne yürürdü Veysel
 
Atatürk’e ağıt yaktı ağladı
Yüreğini ateşlere dağladı
Ozanları birbirine bağladı
Ayrı gidenleri yerirdi Veysel
 
Derdini dökerdi dertli bülbüle
Onunda hasreti kırmızı güle
EKBERİ’yem derki çok çekti çile
İyiyi kötüden elerdi Veysel
******
Yiğittir EKBERİ, Yeri gelir meydan okur;
 
Sizinde devriniz döner a beyler
Siz de bir gün kalırsınız arada
Fakir halkın haklarını yiyenler
Sizde bir gün kalırsınız arada
 
Bu halkın sırtından geçim yapanlar
Benlik için vicdanını satanlar
Kürsüler üstünde nutuk atanlar
Sizde bir gün kalırsınız arada
 
EKBERİ’yem der ki bu halk uyanır
Haksızın elinden hakkını alır
Adalet kılıcın boynuna çalır
Sizde bir gün kalırsınız arada
******
EKBERİ dört mevsim hayata aşkla sevgiyle bağlıdır…
O Arguvan’a aşıktı Arguvan’da ona;
 
Sana nasıl yandığımı
Yüreğimin başından sor
Nasıl derde saldığını
Kirpiğinden kaşından sor
 
Hem aşığın hem hayranın
Sonu ölüm bu yaranın
EKBERİ’yi Arguvan’ın
Toprağından taşından sor
 
DİLİNE KURBAN
Küçüğüm güzelim hasretim benim
Kuşlar gibi öten diline kurban
Dünyada biricik meleğim benim
Her siyah saçının teline kurban
 
Ekmeğim yemeğim aşım gibisin
Benim göz üstünde kaşım gibisin
EKBERİ’yem gönül kuşum gibisin
İnce kemer sıkan beline kurban
 
EKBERİ için için Arguvan ve Çavuş köyü bir özlemdi bir hasretti.
Şiirlerinin hemen hemen hepsinde bu hasretin kokusu ve tadı vardır. Köyü için Özledim başlıklı 15 kıta şiir yazmış.
Diyorki;
Dağda yalın ayak halay tutardık
Öküzün kılından toplar yapardık
Sağdan soldan toplar ateş yakardık
Yolumda bir kara çalı özledim
 
Bayram gelir kıratlıya çıkardık
Kızlara karşılık türkü yakardık
Dilek ağacından dilek tutardık
Çaput bağladığım dalı özledim
 
Yemlik ,çiğdem ,kenger ettiğim günler
Bir zaman davarı güttüğüm günler
Davullu zurnalı üç gün düğünler
Hani derler ya hoy hoyu özledim
 
Garibin özlemi sıladır sıla
Gurbet el garibe beladır bela
Şimdi yolum bekler bir gözü ela
Hasretin çektiğim yâri özledim
 
Ve EKBERİ vasiyeti üzerine hasretini çektiği sılasına, yârine kavuştu.
EKBERİ ATASINA HAYRANDI;
Hürriyet yolunda yeni bir çığır
Kanı pahasına sen açtın ATAM
Yanında Türk halkı göğsünde iman
Zalimin zulmüne savaştın ATAM
 
Bağımsızlık diye haberler salıp
Birlik diye tüm halkını toplayıp
Özgürlük bayrağın eline alıp
Ulusun önünde bir baştın ATAM
 
Yaşasın Cumhuriyet hükmü yürüyor
Türk gençliği büyük nutkun söylüyor
Bütün dünya seni takdir ediyor
İstediğin yere ulaştın ATAM
 
GEL OTUR YANIMA İKİ LAF EDEK
Ben yarı Çavuş Köylü sayılırım. Ekberi amca bana enişte derdi. Eşim akrabası olur. Bir gün İstanbul’da Çavuş Derneğinin pikniğindeyiz. Gözlerim Ekberi amcayı aradı. Sonuçta göz göze geldik. Selamlaştık. Eşi Süreye halada yakınlaştı. Hal hatır sorduktan sonra
Ekberi amcaya gel otur iki laf edek dedim. Oturduk cebinden bir kâğıt çıkardı oku dedi. Beş kıta şiir.
 
Yıllar sonra buldum ararken seni
Gel otur yanıma iki laf edek
Aramadın bir gün olsun sen beni
Gel otur yanıma iki laf edek
 
Bu dünyanın malı dünyada kalmış
Hele bak yanına kimler ne almış
Benim gibi yüzün solmuş sararmış
Gel otur yanıma iki laf edek
 
Çokmu değişmişim tanımadın mı
Türkülerde söyleridin adımı
EKBER’i olduğum anlamadın mı
Gel otur yanıma iki laf edek.
 
EKBERİ amca toplum adamıydı. O halkla hep içiçeydi. Halk gibi yaşar, halk gibi giyinir, halk gibi yerdi. Şapka Ekberi amcaya çok yakışırdı. Halktan biriydi.
 Onun içindir ki büyük ozanımız hep bu toplumun hasretini, sılasını, gurbetini, aşkını yazdı…
EKBERİ amcanın vasiyetidir. İstanbul’u terk ediyor. Bayramıdır Arguvan’ın ve Çavuş köyünün. Arguvan bağrına basmak kucaklamak için hasretle bekliyor.
O toprak, o vatan büyük şairimizi bağrına basıyor. Seksen yıla sığdırılamayan büyük dizelerin şairi sana ilham veren toprağınla buluşuyorsun…
Ya bizler… Ya Aşk ve Gurbet
Bizler mahzun…Seni sevenler mahzun… Aşk ve Gurbet mahzun…
Güle güle…Rast gele…Ayağına taş değmesin KÜLTÜR EMEKÇİSİ EKBERİ AMCA…


ÖNEMLİ NOT: BU yazımda yer alan Ekberi amcanın özgeçmişi ile ilgili bilgiler Sayın Kadir İncesu’nun Arguvanhaber sitesinde yayınlanan söyleşiden alınmıştır. Sayın İncesu’ya çok teşekkür ederim.
 
 



 



 




 



 



 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56