h- Aynaya baktığınızda iki şeye dikkat etmeye çalışalım: 1- Alın, 2- Göz
Alın ve gözler insanın iç aynalarıdır.
Baktığınızda hakikatinizi göreceksiniz.
h- Aynaya baktığında insan;
bazen kendine bakmaya doymaz,
bazen kendinden korkar,
bazen kendini zafer kazanmış komutan olarak görür,
bazen kendinden iğrenir,
bazen gururlanır,
bazen gözlerini aynadan kaçırır,
bazen mutlu olur,
bazen bakmaya utanır,
bazen dersini alır.
Ey İnsan!
Aynaya bak!
Sen ne isen, aynadaki de odur.
h- Hayatın standartları ile ilgili ölçülerden biri şu olmalıdır:
İnsanın Toprak ile ilişkisi...
Toprağa dokunmak...
Toprak ile uğraşmak...
Toprağı temizlemek...
Toprağı korumak...
Toprağı işlemek...
Toprağa bir şeyler dikmek- ekmek...
Toprağa gömülmek...
h- Nerde, ne zaman ve hangi suçları- günahları- isyanları- cehaleti işledik ki...
Gün geçmeden;
Canımızı acıtan,
öfkemizi artıran,
sevinçleri azaltan,
bir olay olmasın,
görüntü gelmesin ve
zulüm olmasın...
h- Tedirginler... Korkuyorlar... Paylaşamıyorlar...
Öldürüyorlar... Sömürüyorlar... Yağmalıyorlar...
Barışın gelmesinden Tedirginler.
İnsanların kendilerine itibar etmemesinden korkuyorlar...
Mallarının küçük bir kısmını bile paylaşamıyorlar, iktidarlarını hiç paylaşmak istemiyorlar.
Yaşatmıyorlar, öldürüyorlar.
İnsanların alınterini, gözyaşını sömürüyorlar.
İnsanların malını- mülkünü- evlerini yağmalıyorlar çünkü Hırsızlar.
h- İnsan bir bütündür, parçalanamaz. Dünya bir bütündür, parçalanamaz.
İnsanın vatanı dünyadır. Dünya emperyallerin egemenliğine ve onların çizdiği sınırlara bırakılamaz. Sınıfsal olarak paylaştırılamaz.
h- Zan-nederek Yaşamak...
Zan; bir bilgi- inanç- yöntem türüdür.
İnsan ömrü boyunca hep Zan eder.
İnsan zannederek yaşıyor.
İnsan;
İnandığını zannediyor.
Bildiğini zannediyor.
Sevdiğini zannediyor.
Sevildiğini zannediyor.
Gördüğünü zannediyor.
Duyduğunu zannediyor.
Hükmettiğini zannediyor.
Öğrendiğini zannnediyor.
Öğrettiğini zannediyor.
Kurtulduğunu zannediyor.
Kazandığını zannediyor.
Bitirdiğini zannediyor.
Anladığını zannediyor.
Okuduğunu zannediyor.
Düşündüğünü zannediyor.
Verdiğini zannediyor.
Sahip olduğunu zannediyor.
Doyduğunu zannediyor.
Örttüğünü- sakladığını zannediyor.
Yaptığını zannediyor.
Dirilttiğini zannediyor.
Öldürdüğünü zannediyor.
Kaybettiğini zannediyor.
Zan ettiklerinin çoğu; yalan- yanlış- eksik- kötü- hatalı…
Zan ettiklerinin azı; doğru- gerçek- tamam- iyidir.
h- Sen;
Allah'ın bildiği kul...
İnsanların bildiği kul...
Arasında fark var mı?
h- Algısı ve aklını,
insani ve cinni şeytanizme kurban edenler,
insanlığı ilahlarına kurban etmeye çalışıyorlar.
h- Kavimlerin birçoğu uyanış- aydınlanma- kurtuluş diyerek izzete talip oldular
ve sonra mazlumiyetlerinden zulüm, kaos, fitne çıkararak zilleti yaşadılar.
h- Iskalayarak Yaşamaktan, Basiretli Yaşama...
Modernite ürettikçe üretiyor.
Biz tükettikçe tüketiyoruz.
Tükettikçe modernitenin tüm hastalıkları bünyemize sirayet ediyor.
İnsanlığın ihtiyacı olan şeyleri müslümanlar, Müslümanca üretmedikçe kurtuluş mümkün olmayacaktır.
Üretim için öncelikle ıskalamaktan kurtulmalıyız.
Batı'yı taklit ettikçe zamanı ve hakikati ıskalayacağız.
Hep geç kalan, geriden gelen olacağız.
h- Bugünün, dünün, geçen ayın, geçen yılın, geçen yüzyılın, geçen tarihin muhasebesini yaptık mı?
Mesela, sorsak…
Neler yaptık?
Hangi doğrular, hangi yanlışları yaptık?
Kimlik ve kişiliğimize neler kattık?
Kimlik ve kişiliğimizden neler kaybettik?
Mülk, aile, çevre, arkadaş, mevki-makam, bilgi, güç sınavlarını nasıl verdik?
Değişmek ve değiştirmek için neler yaptık?
h- Yaşamak hatıradır. Hatırası olmayan hayatlar ölüdür.
h- - Nerde kaldı?
- Daha gelmedi.
Beklediğimiz biri var mı?
Beklediğimiz kimse kalmamışsa, var oluşumuzu tamamlamışız, demektir.
Artık geriye kalan son beklenen; Azrail'dir.
O'nun da gelmesine az kaldı.
h- Yaşam standardı adına oluşturduğumuz ölçüler hiçbir canlıya reva görülmeyecek durumdadır.
Değerli hayatımız boş iş ve sözlerle geçmektedir.
Hayatımızda günün çoğunluğu çalışarak ve uyuyarak geçmektedir.
Düşünmeye, okumaya, gezmeye, kültür-sanata, aile ve dost ziyaretlerine, ibadet ritüellerine ayıracak bir vakit yok...
İnsani yaşam standardı olmayan bu dünyada insana dair izleri bulmak iyice güçleşmektedir.
Kendini vicdani- kalbi- akli olarak iman eden vasfı taşıyanlar bu sürecin dışında saymak zor görünüyor.
Oluşan bu standartlar iman eden- etmeyen, dindar olan- olmayan ayrımı yapmaksızın içine almaktadır.
İş ahlakı, yaşam ahlakı, ev ahlakı, şehir ahlakı, ülke ahlakı bu süreçleri yönlendirmektedir.
İman edenlere düşen insani yaşam standartlarını hâkim kılacak küçük- büyük, dar- geniş örneklikler tesis etmektir.
h- Durumlar...
Kritik olan durumlar...
Yanlış olan durumlar...
Riskli olan durumlar...
Kötü olan durumlar...
Yalan olan durumlar...
Güzel olan durumlar...
Umut vaad eden durumlar...
Zulüm içeren durumlar...
Günah olan durumlar...
Anlamlı olan durumlar...
Hayırlı olan durumlar...
Fitne olan durumlar...
Helal olan durumlar...
İyilik dolu durumlar...
Sabırlı durumlar...
Durumlarımız; duruşumuzu ve istikametimizi belirler.
Hangi durum üzere isek, o durum üzere yaratılır, o durum üzere ölürüz.
h- Gece
(Cehalet-
Arzu-
Hırs-
Kibir-
Tembellik-
Sorumsuzluk-
Ertelemecilik-
Bilmişlik-
Alışkanlık-
Yöntemsizlik-
Basiretsizlik-
Allah'a suçlarını yükleme)
uykusundan uyandın mı?
h- Değiştirmek istediğin bir şey var mı?
Kendini...
Çalışma şartlarını...
İş yöntemlerini...
Aileni...
Akrabanı...
Arkadaşlarını...
Şehrini...
Ülkeni...
Dünyayı...
Değiştirmek istiyor musun?
Değişim iradesi insanın varoluşsal zorunluluğudur.
Doğru olanın muhafazası,
Kötü olanın kaldırılması için her daim yenilenen bir değişim iradesi ile mümkündür.
Allah, sürekli olarak yenilen hayatta her daim insanında hareketli ve değişimci olmasını ister.
Tavaf; sürekli değişimci iradenin tecellisidir.
kötülük ve iyiligin kaynagi, insan denilen mahlukattir.