Başlatmayın Anneler Gününüzden, Kadınlar Gününüzden
G. B. benden yardım istiyor: Kocam tarafından dövüldüm, gece yarısı iki çocukla sokağa atıldım. Şimdi de ölümle tehdit ediliyorum. Devletim bana, ben öldürüldükten sonra mı sahip çıkacak, diyor.
Bu çığlık, beni G. B’ye kadar götürüyor.
G. B. sakin sakin anlatıyor:
“Gecelerden en soğuk geceydi. Bir çift el, boğazımı sıkıyordu var gücüyle. Bağıramıyordum; ama 12 yaşındaki kızım, beni babasının pençesinden kurtarmak için ağlıyor, çırpınıyordu. Kızım, üstüme kapandı, annemi öldürme baba, diye yalvardı. Babasının kollarından çekiştirdi. Babası, beni bırakıp kızımızın gözüne yumruk attı. 1,5 yaşındaki oğlumuzun gözlerini görüm o an, yuvalarından fırlamış bir çift masum göz.
Boğazımı sıkan, kızımızı yumruklayan el, bu kez üçümüzü de sokağa attı. Tekme tokat atıldık 14 yıllık yuvamızdan. 17 yaşımdayken gelin etmişlerdi, 22 yaşındaki M. B’ye vermişlerdi beni. Evliliğimiz süresince dövdü beni. Kimselere söyleyemedim; elden utandım, ailem üzülmesin dedim. Malatya’nın zemheriye rahmet okutan soğuk havasında, gece yarısı iki çocukla sokağa atıldım. Üstelik Beyler Deresi’ne yakın bir yerde.
Dayağın üstüne utanç, kırılma, şimdi bir de hepsinden beter korku… Oğlum kucağımda, kızımın elini tuttum ağlayarak Malatya’ya doğru yürümeye başladık. Köpekler bile yoktu ortalıkta. Bir süre sonra yanımızdan geçen bir araba, geri geri gelerek yanımızda durdu. O kadar korktum ki o an; neyse ki içinden bir aile indi. Başımıza gelenleri öğrenen aile, bizi Organize Sanayi bölgesindeki karakola götürdü.
Polisler, bizi önce Beydağı Devlet Hastanesi’nin aciline götürdüler. Kızımın gözü, benim de boynum ve vücudumun değişik yerlerinde hemen morluklar oluşmuştu. Rapor düzenlendikten sonra annemin evine getirip bıraktılar.” diyor koca şiddetiyle evden atılan birkaç gün sonra da ölümle tehdit edilerek elinden iki yavrusu da koparılarak alınan 31 yaşındaki genç kadın.
“6 yıl önce de dövmüş, dayağın ardından da ağzıma silahı sokup ağzımda silahın her an patlayacağı korkusuyla beni bekletmişti. O zaman olay, Kürecik Karakoluna yansıdı. Karakolda tutanak tutuldu. Yuvam yıkılmasın diye, karakoldakilerin ikna etmesi sonucu şikâyetimden vazgeçmiştim. Karakolda kaydı vardır değil mi?”
Kaydın olmaz olur mu G? Kaydın vardır da…Bunu sorarken belli ki hâlâ umutlu bu anne. Devletinin, halkının kendisine sahip çıkacağından, kendisine işkence edenlerden hesap soracağından yana umudunu henüz yitirmemiş…
Kocası dövüp sokağa atınca ana evine sığınan G’den, Anneler Günü’nden bir gün önce haber alıyorum. Yurt dışında yaşayan ablası, sosyal medya aracılığıyla benden ‘G’ için yardım istiyor. Ablasının söylediğine göre ‘G’ bir buçuk yaşındaki bebeğinin elinin yandığını duyunca dayanamayıp koca evine, bebeğinin yanıklarını iyileştirmeye, acılarını dindirmeye koşuyor.
Yine ablasının ifadesine göre genç anne ‘G’ gizlice dayısını arıyor ve zulme dayanamadığını söyleyerek ağlıyor. Anasını arayamıyor; çünkü anası ‘Bu kez de gidersen koca evine, bir daha bana gelme sakın!’ demiştir.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde alışılmış, kalıplaşmış nutuklar atılırken dövülerek evinden atılan, iki yavrusundan ayrı bırakılan, ana evinde sığıntı durumunda bırakılan genç kadın ‘G’ yalnız bırakıldı. Haberimiz yoktu demeyin sakın. Basın yoluyla da bizzat yüz yüze görüşerek de durumu anlattım Malatya’daki resmi kurumlara ve sivil toplum kuruluşlarına.
Bugün de Anneler Günü’nde yine nutuklar atacaksınız. Anaların elini bırakıp ayağının altını öpeceksiniz sözde…
Dayak yiyen, dayanmanın sınırlarında çığlık atma gücünü yitirip artık inleyebilen, umarsız anne ‘G’ yi duyuyor musunuz?
Bu kadın, bu anne sizden çiçek istemiyor, elini ayağını öptüğünüzü söylemenizi istemiyor. Sosyal devlete yakışanı yapmanızı; kendisine ve kendisi gibi olan kadınlara insanca bir yaşam sağlanmasını bekliyor.
Kadınlar Günü ya da Anneler Günü kutlamalarında kutlama nutuklarını kendisine hakaret olarak görüyor ‘G’. Başlatmayın şimdi Kadınlar Gününüzden de Anneler Gününüzden de diyor…
Not: Hayal ürünü değildir. İlgili kurum müdürlüğüne dilekçeyle başvurmuştum. İlgili sivil toplum örgütü üyeleriyle de yüz yüze görüşmüş, durumu tüm açıklığıyla anlatmıştım. Tüm halka da ‘G’nin yaşamak durumunda kaldıklarını habere taşıyarak duyurmuştum. Haberimiz yoktu, keşke bizi haberdar etseydiniz, demeyin iş işten geçtikten sonra.
Sultan KILIÇ [email protected]