CİNNET VE CİNAYET SAATİ

İnsan varlıklar içinde en karmaşık, anlaşılması zor olanı. Varlıkların harmonisi. Nerede, nasıl olacağı hususunda kestirilmeyen. Duyguların her türlüsünü barındıran. Sevgi, nefret, üzüntü, isyan, hüzün, mutluluk, coşku, heyecan… Akılın her an farklı bir atraksiyonu gerçekleştirme kabiliyetine sahip olan… Düşünme, merak, soru, yorumlama…
 
İnsan dünya üzerinde birçok düşünce ve eylemle gündeme geliyor. Yaptığı işlerin bazıları kendi lehinde iken bazıları aleyhinde. Gün geçmiyor ki cinnet geçirenlerin işledikleri cinayetleri erkek, kadın, çocuk fark etmeden seyretmesin- seyrettirilmesin. Cinnet sanallaşmakta, teşhir edildikçe meşruiyet zemini bulmakta ve daha çok yapılmaya başlanmaktadır. Özellikle bazı anları var ki bu durumda yok edici olabiliyor. Bu anda varlık alanındaki her şeye yönelik tehdit oluşturmaktadır. Cinnet saati, derin var oluş krizinin ifadesidir. Bu saat anlıktır ve o anda var olan her şeye yönelik tehdit taşır.  Genellikle sonu cinayetle biten cinnet insan hallerinden en acımasız ve yok edici olanıdır.
 
İnsanların bireysel cinneti her an olabilmektedir. Kendi varlık alanında hırsları, arzuları, istekleri bitmek tükenmez. Bunları elde etmek isteği ve kararlılığına karşı çıkacak güçler düşman olmaktadır. İnsanlar bu cinnetlerine bazen toplum ve devleti alet edebilmektedir. Elde ettiğini yitirmemek için belli bedeller ödemekten imtina ederken, bazı karşılıklar bekleyen insanlara karşı kendi acziyetini ve yitirmiş olduklarına karşı cezai olarak cinnetini ortaya serebilmektedir. Cinnet onun için en meşru bir bahane halini almakta ve bunun sorumluluğunu karşı tarafa yükleme cüretini bulabilmektedir.
 
Cinnetin insanın bizzat kendisine dönmüş hali; intihardır. Kendi varlık alanını sınırlar. İntihar ile kendi çevresine yönelik mesaj içeren bir cinayete yönelir. Bireysel varlık alanı en çok hâkim olduğu alan olduğundan buna son vermek en büyük iradesidir. Cinnet adına işlenen cinayetlerden sonra insanlara çevirdiği silahı kendisini yönlendirmektedir. Son tükenmişliğin mirasını ölerek veya öldürerek ifade etmektedir.
 
Liderlerin cinneti vardır. Onlar tasavvurlaştırdığı düşüncelerine diğer insanları inandırarak bu cinnetine ortak eder. Tarih boyunca nice liderler dünyayı ateşe atacak kadar cinnetlerine şahit edilmiştir. Peşlerine düşen toplum onların ardında mutluluk ve zafer hayalleri kurarken kendilerini bekleyen tuzakların farkında değillerdir. Nemrut Hz. İbrahim’i ateşe atmakta, Neron hırsları uğruna bir şehri akabilmekte, Hitler asabiyetçiliğin pençesini insanlığın damarına koyabilmekte, Cengiz Han orduları geçip gittikleri yerleri ortadan kaldırmakta, Amerika cinneti dünyanın mahrum ve mazlum insanlarının ülkelerine- evlerine ulaşmakta, İsrail tarihsel kopuşta yaşadığı kayıpları insanları tehcir, katliam ederek karşılmaa çalışmakta, Yerli diktatörler toplumlarının arzularının hilafına, kendi çıkarlarına uygun uygulamalarla cinnet saatlerini sürdürmektedirler.
 
Cinnetin dini ve vatanı yoktur. Hangi dinde olursa olsun dindarlar insanların cinnetinin sebeplerini dinsel kopuşa yorumlarlar. Dinsel varlık alanı insanın tamamlayan en önemli halkadır. Ancak dindarlar içerisinde de cinnet haline dönüşen tavırlar olduğunu da unutmamak gerekir. Şu anda genel anlamda değişik toplum ve dinlerde insanların cinnetsel eylemliliklerine şahit olmaktayız. Bunun din adına bağlılık ile izah edenler vardır. Ancak şu da bir gerçekliktir ki din tasavvuru özgürleştirdiği gibi bazen de uyuşturmakta ve bilinçsiz bir teslimiyete dönüştürmektedir. Düşünce olarak idealleştirdiği fikir ve lider uğrunda varlık ile yokluk arasında büyük bir yangın çıkarabilmektedir.
 
İnsanların cinnet geçirdiği gibi toplum ve devletlerde bu halet- i ruhiyeye bürünebilmektedir. Toplum ve devletleri cinneti ile büyük bir alanda varlık gösterebilmektedir. Bireysel cinnet toplumsal olmaya başlayıp yaygınlaştığında bunu önlemek zorlaşmaya başlar. Cinnet halesi genişler ve normal olarak görülmeye başlanır.
 
İnsanlığın cinneti derinleşmektedir. Sadece son yüzyıllara bu cinneti mal etmek haksızlık olur. Ancak cinnetin etkisinin en geniş hissedildiği zamanlardayız. Ve derinleşerek çoğalmaktadır. Bu insanın var oluş krizinin de en güçlü ifadesidir. Kendini tanımladığı araçlar onu doğru yöne sevk etmemektedir. İçsel bünyesini güçlendirmemektedir. Her yeni gün insanlığın cinnet halleri çoğalmaktadır. İnsanın benlik, tarih, zaman ve mekândan kopuşu derinleştikçe cinnet nöbetleri insanın aklını ve ruhunu yoklama devam edecektir. Her cinnetin bir maliyeti varsa bu tüm insanlığa aittir.
 
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56