Güler Duman: Türküleri dinlemek ve anlamak kolay değildir!..
Güler Duman’ın, dinlemeye doyamayacağınız güzellikteki türkülerden oluşan yeni albümü “Türküler Dile Geldi” Özdemir Plak tarafından yayınlandı. Güler Duman ile yeni albümü ve müzik üzerine söyleştik…
Güler Duman’ın yaşamında Ruhi Su Dostlar Korosu’nun yadsınamaz bir yeri olduğunu biliyoruz. O günlerden söz eder misiniz?

Güler Duman, 2008 Arguvan Türkü Festivalinde...
İlk dinlediğimde; bir kişi nasıl kırk kişilik koronun sesini bastırabilir diye hayrete düştüğüm, sekiz yaşımdayken tanıştığım yüce bir insandır Ruhi Su… Şan tekniği ile onun sayesinde tanıştım. Opera tarzında okumuş olduğu türküler, ses tınısı ve sanatına olan saygınlığı beni her zaman etkilemiştir. Çok kısa zaman onunla birlikte olduğum halde, üzerimdeki emeğini inkâr edemeyeceğim ve her zaman saygı ile anacağım büyük bir ustadır.
Günümüzde çocukların katıldığı şarkı yarışmaları da düzenleniyor. Çeşitli kesimlerden tepkiler alsa da raytinglerin yüksek olduğu da gözlerden kaçmıyor. Siz de ilk albümünüzü 11 yaşında yapmışsınız ve o albüm iki milyona yakın satmış… O günleri düşündüğünüzde aklınızdan neler geçiyor?
Çocukluğumu yaşayamadığım büyük bir gerçek… Fakat topluma mal olmuş bir insan olmak da benim için büyük bir onur… O yaşımdan bu güne kadar beni destekleyen, türkülerle gönül bağımdaki gülleri yeşerten tüm türkü yüreklilere saygı ve sevgi duyuyorum. Ben, çocukların çocukluklarını da yaşayıp, müzikle iç içe olmalarına da karşı değilim. Ama ailenin ve eğitimcilerin onları psikolojik olarak hazırlamaları çok çok önemli bir durum. Bunu da belirtmek isterim.
Üniversite de ilk olarak diş hekimliği okumuş, sonrasında ise İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümüne girmişsiniz. Ailenizin istekleriyle kendi istekleriniz arasında mı kaldınız?
Hayır, ben şöhreti erken yaşta yakalamıştım. Ama kendime, topluma sanatçılığın dışında da faydalı olabilecek bir mesleği hedef seçmiştim. Ailem bugüne kadarki her kararıma destek vermiştir
Çocukluğunuzda sizi türkülerle buluşturan etkenler nelerdi?
Ailemde müziğin sevilmesi, dinlenmesi, evde bağlamanın çalınması ve benim küçük yaşta onunla kucaklaşmam etken olmuştur. İlkokul dönemimde de öğretmenlerim, büyük destek vermiştir.
Sizin, pek bilinmeyen akademik kariyeriniz de var. “Türk Ve Dünya Ritimleri” adlı tez çalışmanız için araştırmalarınız devam ediyor mu?
Evet, araştırmalarım devam ediyor. Bu çok geniş kapsamlı bir tez… Çalışma, sanırım 5-6 yıl kadar daha sürecek. Çünkü bütün dünyada ulaşabileceğim (ritm) çeşitleri ve ritm aletlerini kapsayacak... 2 yıldır bu konu üzerinde çalışıyorum, şimdilik sadece bilgileri toplamak ve arşivlemekle meşgulüm.
Tez çalışmanız bitince, nasıl bir kariyer planı düşünüyorsunuz?
Tez çalışmasını kariyer amaçlı düşünmedim. Ben akademik bir müzisyen olup; ülkemin müzik zenginliğiyle, dünya müzikleri ve ritm’leri arasındaki bağları ve farklılıkları araştırıp, bunu gelecek nesillere miras bırakmak amacıyla yola çıktım. Tabii ki, bu çalışmanızı üniversitelere sunduğunuzda da ödüllendirilip, profesörlük unvanı alıyorsunuz. Bu da sizin doğal süreçte emeğinizin akademik karşılığı oluyor. Bu çalışmayla da sınırlı kalmayacağımı biliyorum. Çünkü müziğin gerçek anlamda içine girdiğinizde, onun sınırsız bir derya olduğunu görüyorsunuz ve diyorsunuz ki; daha öğrenmem gereken çok şey var.
Yirmi beş yılda, on beşi solo olmak üzere yirmi albüm yaptınız. İlk albümünüz “Dost Garip”ten bu yana geçen sürede müzikal anlamda geldiğiniz yeri nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk albümden bu yana, müzik dünyamıza çok güzel eserler kazandırdığıma inanıyorum. Fakat hep şunu demişimdir: Daha güzel olabilirdi… Sizi yönlendiren firma ve müzik ustalarının dışında, kendiniz de bir şeyler kattığınızda, çalışmalarınızın ve üretimlerinizin daha verimli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Geldiğim yer anlamında sadece şunu diyebilirim; müzikseverlerin gönlünde iyi bir yerim olduğuna inanıyorum. Bir öğretmen olarak da, genç yeteneklere destek ve örnek olarak, onların müzikal anlamda gelişmelerine katkıda bulunduğum için de mutlu oluyorum.
Türkülerimiz yüzyıllardan beri söyleniyor, seviliyor… Hem bir sanatçı hem de akademisyen gözüyle, gençlerin türkülere bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gençlerin, türkülere sahip çıkmasına seviniyorum. Dileğim bu gençlerimizin çoğalması… Konservatuar ve dışardan doğal yeteneğiyle, çok güzel eserler üreten birçok genç tanıyorum. Ama ne yazık ki onları destekleyecek ne firmalar kaldı ne de albümlerine katkı sunacak sponsorlar… Bence asıl bu sorunları çözüp, gençlere yol açmak gerekir.
“Türküler Dile Geldi” adlı yeni albümünüz Özdemir Plak tarafından yayınlandı. Albüm hakkında da bilgi verir misiniz?
Albüm, dokuz yıllık bir repertuar arayışının sonunda bir yılda hazırlandı. Bütün müzisyen dostlarıma teşekkür ediyorum, emeklerinden dolayı… Müzik dostları, umarım bu on yedi yeni türküyü beğenirler. Müzik sektörünün, bu kadar kötü durumda olduğu bir dönemde, albümü çıkartan Özdemir plak ailesine teşekkür ediyorum.
Albümde, beş türkünün müzikleri, bir türkünün de söz ve müziği size ait… Söz ve müziklerin sadece size ait olduğu bir albüm yapmayı düşünüyor musunuz?
İlerde neden olmasın… Zaman gösterecek… Müzikte sorun yok, ama kolay kolay söz yazamıyorum Birikim gerektiriyor.
Türkü deyince hemen hemen herkesin aklına Arguvan gelir. 2008’deki Arguvan Türkü Festivalinde de sahne aldınız… Yeni albümünüzde de Arguvanlı Ekberi’nin bir türküsü var… Arguvan türküleri üzerine neler söylemek istersiniz?
Arguvan türküleri gerek melodik yapısı, gerek söz unsuru olarak Anadolu müziğinde ayrı bir yer edinmiş ve kulakta çabuk kalıp halkımız tarafından benimsenmiştir. Yeni derlemeler veya okunmamış eski Arguvan türküleri ile ilgili bir araştırmam var. Yorumlayabileceğim bir türkü yakaladığımda seve seve okurum tabii ki.
Günümüzde basın yayın organları hep popüler olanın peşinde… Popüler olanın da ömrü kısa oluyor. Bu şartlarda türkülerimizin hak ettiği ilgiyi gördüğünü düşünüyor musunuz?
Türküler hak ettiği ilgiyi hiçbir zaman görmedi. Ama şunu söylemek isterim; türküleri anlayan ilgi göstersin zaten, onun derinliğine inemeyen ilgi gösterse de ne ona ne de türkülere fayda sağlar. Taş yerinde ağırdır, türkülerin içi o kadar doludur ki, onları dinlemek ve anlamak kolay değildir. Fakat şu da bir gerçek; sizin de dediğiniz gibi popüler olup, ömrü kısa olmadığı için türkülerimiz uzun soluklu ve uzun ömürlü eserler olduğundan ilgi görmüyor. Bu da halkımızın popüler olana vermiş olduğu değerin sonucudur. İlgi görmezlerse ne gündemde olabilirler ne de popüler. Basını da fazla suçlamamak gerekir... Çünkü toplum olarak da, değerlerimize sahip çıkmak da nedense ihmalkârız.


*Bu söyleşi Berfin Bahar dergisinde yayımlanmıştır.