KENDİM ÇALDIM KENDİM OYNADIM BUYURUN EFENDİM 2

ACIKIYOR

*O zaman Belediye Başkanından başlayalım sizi nasıl zorladı?

SK: Daha buluştuk, buluşmamızın beşinci saatin de canı sağ olasıca hemen acıktı. “Ne zaman bitecek… ne zaman yemek yiyeceğiz” diye tutturdu. Hemen acıkıyor…Çocuk gibi...

*Bir daha gelişiniz de söyleşi yapmayacak mısınız?

SK: Düşünmüyorum. Haa bak belki tok karnına gelirse düşünebilirim.

*Ya Ziraat odası başkanı, Kooperatif başkanı nasıl zorladı?

SK: Takım olarak geldiler, başarı takım olmaktan geçermiş. Öyle diyorlar…

NE SELEKTÖRMÜŞ KARDEŞİM

*Ziraat odası Başkanı nasıl?

SK: Yabancı değil Hacı öğretmenimin yeğeni. Beni bu konu da zorlama… Hacı öğretmenin hatırı, emeği çoktur üzerim de.
Ama bak şu kadarını söyleyeyim efendim. Bir Selektör tesisi anlattı. Belediye başkanı Arguvan otelini bile öyle anlatamadı. Neredeyse bu gece Selektörde yatabilir miyim diye içimden geçirmedim değil. İnan buna… Allah şahittir.

VARSA YOKSA SEYMEN

*İlginç başka ne anlattı.

SK: İçim dışım erkenci arpa tohum cinsi Seymen oldu. Orada da Turan başkanı çok başarılı gördüm. Ben çok ikna oldum. Ayıp olmasa “ya İstanbul’a gidiyorum biraz Seymen alayım” diyecektim…
 O arada Sevda Hanım aradı, başkanlardan izin aldım açtım. Kendimi o kadar kaptırmışım ki Seymen erkenci tohuma, Sevda bak burada çok güzel Seymen cinsi var demeye kalmadı Sevda Hanım kısırlık mı, çiğköftelik mi demez mi? yok arpa tohumu dedim. Çat telefon üstüme kapandı. Görüyorsunuz efendim Seymen cinsi arpa tohumu nelere kadirmiş…
 
*Aman aman Allah göstermesin aile huzuru önemli. Ya Kooperatif Başkanı.

SK: Evet evet O da vardı. O benim başkanım. Ben de kooperatif ortağıyım arkasından konuşmak olmaz. Hem adı Süleyman adaşız hem genç, mektepli, evladım yaşında sayılır. İyi çocuktur…

*Belediye Meclis Üyeleri ile söyleştiniz.

KUZU DOLMASINI YİYECEĞİM

SK: Bak bende yalan yok, orada en çok AKP meclis üyesini sevdim. Hacı Bayram Demez efendiyi çok sevdim.

*Niçin?

SK: Bana kuzu dolması yapacak. Seneye beni davet etti. Bir de soy ismini sevdim. Soy ismi DEMEZ ama bana demediğini bırakmadı. AKP’nin Arguvan’da geleceği “emin ellerde”

EYMİRİ YOL EYLEDİM BU SENE

*Diğer bir meclis üyesi Ersoy Eren var o size zorluk çıkardı mı?

SK: Eniştemin yeğenidir, ufaklığını bilirim. Rahmetli Bekir ağabeyin, Elif ablanın oğlu. İstanbul Bayrampaşa da bir ara yatacak yerimiz yoktu. Onlarda kaldık küçüktü bunlar.
Söyleşi yaparım diye iki defa evine Eymir köyüne gittim olmadı. İkram gırla ye Allah ye. İki lafın belini kıralım derken, bizim söyleşinin beli kırıldı.
 Üçüncü kez niyet ettim yola çıktım, her ihtimale karşı mesaj attım, cevap geldi ”Ben Urfa’dayım,  Emine evde” dedi. Gitmedim tabii, ne yapayım Emine’yi anam bacım olsun hürmette,hizmette kusuru yok. Bana kendisi lazım.
Bıkmadım, usanmadım…O söyleşi yapılacak. İstanbul’dan sorularımı gönderdim cevaplarını yazılı olarak aldım…Kendisi bu ısrarım ve çabalarım sonucu pes etti. Teşekkürlerini bildirdi.

TORUN TATLI OLUR DERLERDİ DE İNANMAZDIM

*Ya diğer meclis üyesi Vahap Doğan

SK: Ona bir şey diyemem efendim. Torun torba sahibi.

Arguvan Belediyesi Hurşit Eren parkında buluştuk. Fotoğraf çektirdik sağ olsun çay ikram etti. Ancak soruları yazılı istedi, defterimde el yazısı ile yazmış olduğum soru sayfasının fotoğraflarını çekti. Ayrıldık…

*Sonra…

SK: Bekle Allah bekle…Cevap yok. Fotoğraf çektirmişiz sarmaş dolaş. Bakıyorum fotoğraflara hüzünlü hüzünlü…Kaldım öyle fotoğraflarla baş başa…
El yazımı okuyamayabilir diye sorularımı düzenledim tekrar gönderdim. Yine cevap Yok Allah yok…Söyleşinin sonuna yaklaşıyoruz. Dayanamadım aradım…Vahap Bey nasılsınız ben Süleyman.” Ooo Süleyman Bey Vallahi çok yoğunum Kız İstanbul’dan geldi torun seviyorum, torun çok tatlı, senin torunun var mı?”. Vahap bey şimdilik yok, sorular söyleşi demeye kalmadan yine araya girdi ”Süleyman bey torun çok tatlı inanamazsın, darısı senin başına” . Tabii İşin içerisine çocuk, torun girince efendim benim nutkum tutuldu bir şey diyemedim. “Torunun Uykusu geldi uyutacağım” dedi. İyi uykular dedim telefonu kapattık.

*Söyleşi ne oldu?

SK: Zar zor, son güne yetiştirdik sağ olsun. Eğer yetişmeseydi kendisiyle çektirdiğimiz fotoğraf ve çocuk, torun ne varsa yayınlayacaktım…

*Köyünüz İsa köy, muhtarı ile söyleşi yaptınız.

SK: Evet muhtar benden büyüktür. Abimin yaşıtıdır. Bana soğuk şalgam ikram etti. Daha ne diyeyim İsa köyde şalgam “Bundan iyisi Şam’da kayısı”

*Söyleşileri sosyal medyada Facebook üzerinden yayınladınız çok ilgi gördü mü?

BENDE AKIL YOK

SK: Ne demek ne demek kırdı geçirdi herkesi.

 Yav kardeşim sosyal medyada insanlar bir satır yazıyı okumuyorlar. Bu kadar uzun yazılarımı okuyacaklar. Ben de akıl olsa bu kadar uzun yazar mıyım?

*Niçin yazıyorsunuz ya?

SK: Bir bilsem senden mi esirgeyeceğim

* Belki de tarihe yazılı bir not düşüyorsunuzdur…

SK: Hee hee tarihte beni bekliyordu zaten. Süleyman Kılıç bir yazsa da not alsam diye. Git ya kafayı mı yedin kardeşim…

*Bir de sizin söyleşilerinize yorum yazanlar var. En çok hangi yorumcuyu beğendiniz?

ÇOK EMEK ÇEKTİM BAL BEKLİYORUM

SK: En çok Barış Gönül’ü beğendim. Her ne kadar 1. Bölüm ile 3. Bölüm arasında bir çelişki buldu ise de. Gene de beni hiç yalnız bırakmadı, evime her gün misafir oldu. Bazen ara verdiği oluyordu gözümden kaçmaz, merak ediyordum başına bir şey mi geldi acaba. Haa sonra telafi ediyordu hakkını yemeyelim. Kesin o zamanlar yayla da Balla falan ilgileniyordur. Yoksa ihmal etmezdi. Barış Gönül’le söyleşi yapmış kadar samimi olduk.

*Barış Gönül’den bir beklentiniz mi var?

SK: Yani… Yaylanın kaya balından bekliyorum…Ödüllü balcı birinci olmuş…

*Yorum yapanlar arasında Ahmet Fırat var.

SK: Abimin kuşağıdır. Köylümdür, büyüğümdür… Kitaptan konuşur… Alıntı yapar…

*Muharrem Korkmaz yorum yapmıştı.

SK: Beni sever, bende kendisini severim heyecanlıdır…Yorumun da bana kırmızı kafa göndermişti ben de buradan ona kırmızı kafa gönderiyorum. Olur aile içerisin de böyle kızarıklıklar.

PROFESÖRLE BAŞIM DERTTE

*Sanırım bir de Profesör vardı yorum yapan…

SK: Evet evet Profesör Dr. Cüneyt Akalın. O profesör geçen yıl da “ne uzun yazıyorsun kardeşim işimiz gücümüz var” diye herslenmişti. O bana kafayı taktı. Anlıyorum kaygılarını işin içerisin de kıskançlık ta var tabii. Taa 1969 yılın da buralara gelmişler, devrimci çalışmalar yapmışlar. Ancak devrimi yapamamışlar…Hala köylerin ismini hatırlıyor. İsa köy diyor, Narmikan diyor, helal olsun vallahi süper hafıza var. Bu altmış sekiz kuşağı hakikaten çok akıllı. Profesörün bir arkadaşı da yorum yazdı. Arguvan Halpuz Dolaylı mahallesinden Askar Yılmaz. Altmış sekizli… Görmüş geçirmiş biridir, yazılarından anlıyorum…
Cüneyt hoca o günleri özlüyor, nostalji işte. Bir de AKP meclis üyesinin bana yapacağı kuzu dolmanın kokusunu aldı ya, hadi gidelim desem vallahi Üniversiteyi bırakır gelir.

*Çok övgülü yorumlar vardı. Onlar için ne söyleyeceksiniz?

SK: Yaramaza yoldaş olmasınlar. Efendim! İnsanlık ölmedi, yani kadir kıymet bilenler de var.

AH ÇAVUŞ KÖYÜ

*Köyleri ziyaret ettiniz, en çok hangi köyden memnun kadınız?

SK: Çavuş köyünden

*Niçin Çavuş köyü

SK: Mecburiyetten… Sevda Hanım Çavuşlu…

*Yalnızca Sevda Hanım için mi?

SK: Yok Çavuş köyünün hakkını yemeyeyim. Şair yazar EKBERİ amcanın köyü

*Çavuş köyünün eniştesi olarak gittiniz, sizi gör nasıl karşıladılar, gör neler ikram ettiler. Memnun kaldınız mı?

SK: Ne demek çok memnun kaldım. Koca bir tabak kayısı getirdiler. Lezzetlimi lezzetli hepsini götürdüm. Sonrasını sorma…

*Niçin ne oldu ki?

SK: Ne olacak kendimi Urunun düzün de bir çağılın dibine zor attım…

*Abooovvv…Seneye tekrar gelecek misiniz?

SK: Söylemem hemen atlayacaksınız değil mi? Sizi gidi uyanıklar. Ben de Ersoy Eren gibi icraatları mı, düşüncelerimi seçimlere yakın söyleyeceğim.

KUZU DOLMANIN HATIRI İÇİN GELEBİLİRİM

* Şakamı yapıyorsunuz?

SK: Bu yazılardan sonra beni belki de Arguvan’a almazlar. Ben de seneye gelmeyi pek düşünmüyordum…Ancak Hacı Bayram Demez’i kıramam, kuzu dolmanın hatırı için geleceğim. Bir bakarsın Profesör Cüneyt hocayı da getirebilirim. Canı çekmiş. Ona da yazık çok istiyor. Eğer duyarsa Askar Yılmaz’da gelebilir. Köyü Halpuz’un dut pekmezi meşhurdur. Hep beraber gider pekmez yeriz…

*Devam edelim mi?

SK: Yok bu kadar yeter acıktım…

*Hani Belediye başkanına hemen acıkıyor diyordun. Sana ne oldu?

SK: Başkan acıkır da ben acıkmaz mıyım yeter. Zaten kayısıların yüzünden karnım hala gurul gurul ediyor. Bana acil müsaade…Efendim

SON…

*Her yolun bir sonu vardır. Bende geldim yolun sonuna. Bu hikâye burada bitti.
*Bahsi geçen dostlara” SÜRÇÜ LİSAN ETTİYSEM AFFOLA”
*” Boynum Kıldan incedir”

 ELVEDA…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56