Şehir; insan, toplum, devlet organizmasının bedeni ve ruhudur. İnsan ve toplum ruhunu şehir üzerinden ortaya koyar. Şehir insandır, insan şehirdir. Sokakları, binaları, evleri, bulvarları, yolları, caddeleri, işyerleri, fabrikaları, meydanları, mahalleleri… Şehir toplum kimliğinin aksülamelidir. İnsan ve toplum sadece o şehirde yaşamaz, aynı zamanda o şehri yaşar. Şehir sorumluluk dairesinin içindedir.
Bir şehirde yaşamanın gerektirdikleri vardır. Bizde Malatya’da yaşamanın gerektirdiklerine bakalım.
Malatya’da yaşamak; Malatya’yı tanımayı gerektirir. Malatya’nın tarihini, ekonomisini, toplumunu, kültürünü, gelişimini ve geçirdiği tüm evrelerini tanımaya çalışır. Bu tanıma bir tanımlamayı da zorunlu kılacaktır. Şehri dini, sosyolojik, psikolojik, felsefi anlamda tanımlamaya çalışır.
Malatya’da yaşamak; Malatya’yı ihya ve inşa gerektirir. Dün- bugün ve yarın bileşkesinde aldığı mesafenin devamının getirilmesini zorunlu kılar. Bu geliştirme tevhidi, insani, ahlaki ve fıtri düzey üzerinden kendini temellendirir. Şehirdeki ihya ve inşa çabası; sömürü ve rant ilişkisinden bağımsız bir şekilde sürdürülür.
Malatya’da yaşamak; emeğe saygıyı gerektirir. Bu şehir için katkı sunan, ter döken, elleri nasırlaşan, dert edinen, yorulan, çalışan ve çabalayan tüm insanların emeğine saygı duyulmalıdır. Emeğe saygısı olmayan emek vermez. Emek vermeyen ise o şehri tüketmek başka bir şey yapmaz.
Malatya’da yaşamak; barışı gerektirir. Gözleri birbirine bakan insanlar, birbirinin elinden ve dilinden emin olmalıdır. Birbirini tehdit değil imkân gören insanlar, o şehirde mümkün olacak barışı sağlayacaktır. Birlikte yaşamayı adil bir zeminde pratize edebilmelidir. Şehirlerdeki barış pratiği, insanlık için büyük bir kazanım ve umuttur.
Malatya’da yaşamak; eleştiriyi gerektirir. Yapılanların daha iyi yapılması için, yapılmayan- eksik bırakılan- yanlış yapılanı ise en kısa sürede düzeltmeyi ve iyileştirmeyi sağlayacak şekilde eleştiri olmalıdır. Yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı bu tavrın sürdürülmesi elzemdir. Eleştirinin birey, aile, sokak, mahalle bazında ifadesi mümkün kılınmalıdır.
Malatya’da yaşamak; hidayeti gerektirir. Bu şehrin dalalete uğrayanların değil kurtuluşa erenlerin diriliş muştusunu çağlardan çağlara, nesillerden nesillere aktarımını mümkün kılan bir pratiği olmalıdır. Hidayet üzere olan bir şehir; hidayet üzere insan, hidayet üzere olan bir ülke, hidayet üzere olan bir dünyayı mümkün kılar.
Malatya’da yaşamak; ilmi gerektirir. Madde ve mana ilminin hakikat üzere dönüşmesini mümkün kılacak ilmin ifası sağlanmalıdır. Öyle bir ilimki tevhidi aklın tezahürü olacak, eşyanın sırrına götürecek, insanlığın faydasına olacak ve cehaletin her türlü karanlığını ortada kaldıracak bir ilmi birikimin ortaya çıkmasını sağlamalıdır.
Malatya’da yaşamak; tabiat emanetine sahip çıkmayı gerektirir. Yaşadığı âlemin insanlık için en büyük emanetlerden biri olduğu bilinciyle hava- su- toprak ve ateşin korunmasını gerektirir. Her insanın kendisini merkez edinerek çevresi olarak tanımlayacağı tüm alanları muhafazası ve kullanımı için mücadele eder.
Malatya’da yaşamak; ekmeğe sahip çıkmayı gerektirir. Evine ekmek götüremeyen insanların yaşadığı bir şehir olmamalıdır. Başkasının ekmeğine göz dikmemeyi, ekmeği olmayana ekmeğini vermeyi, ekmeği çalmamayı ve ekmeğini israf etmemeyi gerektirir.
Malatya’da yaşamanın gerektirdiklerini bilmeyenler ve bunları yerine getirmeyenler Allah’a, içinde yaşadığı topluma ve insanlığa karşı sorumludur. Bir şehirde yaşamanın gerektirdiklerinin bilincinde olmayanların şehri ifsad etmekten, fitne çıkarmaktan, bozgunculuk çıkarmaktan ve zulme ortaklık etmekten başka yapacakları bir şey yoktur.
malatyaya mala,ekmege nan, büyüge gir, öküze ga,atese ar,rüzgara da ba.derdi hurriler.