Azzet bibi, elli yıl sonra torunlarını çevresine toplamış; onlara Malatya heketleri anlatıyor:
Gelin, toplaşın edirafıma çağalarım. Benim güççüklüğümde ebem de bize heket anladırdı. Beyle guru guru da deel ha! Öğümüz, ardımız dolardı. Tarhana, gavurga, basdıh, çir, cevüz, badem, iğde, mişmiş çekirdeği, cevüz sucuğu, gah, guru tut…
Gelin, toplaşın edirafıma çağalarım. Benim güççüklüğümde ebem de bize heket anladırdı. Beyle guru guru da deel ha! Öğümüz, ardımız dolardı. Tarhana, gavurga, basdıh, çir, cevüz, badem, iğde, mişmiş çekirdeği, cevüz sucuğu, gah, guru tut…
Bu gözelleri yediğimiz üçün heketler ballanırdı. Dohdora da getmezdik; canımız sağalırdı. Tehöğ, şindi bunnar da ne ki deyisiğiz deel mi? Bunnarın anca foturafını seyrediysiğiz gurban. Ölem ölem çağalarım.
O zamanlar, Malete’den Çırmıhtı’ya gader Tecde’nin meyve bahçaları varıdı. Bahçaların içindeki tek gatlı kerpiç evler şeyle dursun, arada bir yapılmış iki gatlı evler büle görünmezdi ağaçlardan. Bahçaların edirafında tikenli teller olmazdı. Bahçaların edirafında garamıh, iğde, sögüt, şillan, asma olurdu.
Güze dorgu, garamıhlar olgunlaşır; gırmızıdan garaya dönerdi. Şindi siz, garamığı da bülmezsiğiz. Şeherliler, böğürtlen der garamığa. Tikeni çohdur. Dalları, birbirine dolum dolum dolanır. Ahlıma bir Arguvan türküsü geldi:
Garamıh, dalını eğmiş kenara/ Yolcular, buradan geçmesin deye/ Mevlam, her gözele bir dert yaratmış/ Yetimler, yuvada gamlasın deye…
Başındakı puşu benim aldığım/ Daha yırtmadın mı gurban olduğum/ Duydum, havadisler bozuh geliyi/ Boşuna mı benim sana yandığım…
He, ne deyyidim gurban? Garamıhların dalında çiçek, meyve aynı anda olur. Çiçeklerinde arılar, kelebekler dolaşıyken, biz de gararan garamıhları tek tek toplardıh. Avcumuzun ayası dolunca, garamıhları ağzımıza atardıh. Ağzımızda mayhoş dadıynan bayram ederken gine toplardıh. Elimiz, golumuz hep cızıh cızıh olur, tiken içinde galırdıh. Emme, o mayhoş dat, tikeni mikeni unutdururdu.

.jpg)

.jpg)
Her yan cevüz, mişmiş, tut, giraz, üzüm, alma, armıt, erik, havya, gızılcıh, çefteli, fişne, nar… Her çeşit meyve ağacı varıdı. Horum tutu dediğimiz, gırmızı tut, az bulunurdu. Emme ağ tut, eyle bol, eyle boludu kü yerlere dökülürdü de yüzüne bahan olmazdı. Yerlere serilen çulların üsdüne silkelenen tutlardan basdıh, bekmez yapardıh. Seneyeçe gözelletin yerdik.
Tecde’nin üst yanından geçen ganeldeki su, harıhlarınan bahçaların içinden ahardı, patır patır.
Cıcır böcüklerinin, gurbağaların, sahsağanların, gargaların sesleri dünyayı dutardı. Sincoplar, o güççük ağızları, gözleri, barmahları; gendiden böyük guyruhlarynan cevüzden cevüze hoplardı.
Güz geldiği billi, sincoplarınan gargalar cevüz şennigi yarışına girerlerdi. Ganelden suyu içen, cevüzü gapardı dalından. Gargalar, cevüz ağızlarında eyice havalanır. Havadan gopleyince daşlara çarpan cevüzün garnı yarılır. Garga da yarılan cevüzü bir gözel yerdi.
Malete’nin isicağından uzahlaşdıh mı Tecde’nin bahcalarının yellerinde serinlerdik. Sizin gader uşahlar, Tecde’nin o gözel bahçalarının üst yanından çağıldayan ganelde çimerlerdi. Sudan çıhar, ditiriyerek yola yatar gızınırlardı.
Aha bu foturafına avel avel bahdığınız meyveleri, dalından gopardır da yerdik. Hele şu erikleri, uşahlar birbirine daş deye atardı. Tutların yüzüne bahan olmazdı; hep tökülür, yerinen bir olurdu.
Soğna mı ne oldu? O gözelim bahçalar, çağıl çağıl çağıldayan sular, canımızı diynendiren sahsağan sesleri… Sincoplar, kirpiler, tosbağalar; cırcır böcükleri, gurbağalar… Nereye mi gayboldu?
Mezer mezer gezesice paragöz dedeleriğinizin yüzünden beyle oldu. O zamanlar bir belediye başganıynan bir vali, Tecde’nin bahçalarına apartuman yapmaya izin verdiler. Türemiyesice mütayitler de hızar makineleriynen Tecde’nin bahçalarının bir ucundan girdi öteki ucundan çıhdılar. Düşman işgaline uğradı sanki bahçalarımız.
O gözelim guşlar, sincoplar, tosbağalar, kirpiler, gurbağalar, cırcır böcükleri, arılar, bizi terk ettiler. Serinlik, kölgelik, su sesi, guş sesi hepisi yüttü getti . Ağaçların yerlerine betonları tökdüler. Apartumanları dikip çağaları apartumanlarda mapıs etdiler.
Çiçekli çitten bir tek fistanımız varıdı, yur arıdır gine aynı fistanı geyerdik. Cızleved gara lasdik geyerdik, gundura kelik geçmezdi elimize bayramdan bayrama büle. Emme içimiz dişimiz şen şadımandı. Nerde o tasasız gözel günler?
Şindi olseydi de iki galıp basdıh. Bir sehen de cevüz. Basdığın arasına cevüzleri goyup goyup yeseydiğiz. Ölem ölem uşahlar… Guru guru diynediğiz Malete heketlerimi.
Sultan KILIÇ [email protected]



Sultan KILIÇ [email protected]
