MEHMET KIZILDAŞ ARGUVAN BELEDİYE BAŞKANI SÖYLEŞİ-4

SK: Size mayınlı bir soru soracağım. Arguvan’da yapılan en büyük kültür etkinliği Arguvan Türkü Festivalidir. On dört yıldır yapılmaktadır. Festival bu zamana kadar Arguvan Vakfı ve Köy Derneklerinin organizasyonunda, Arguvan Belediyesinin ev sahipliği ile yapılıyordu. Ancak salgından önceki son festival yalnızca Arguvan Belediyesi tarafından yapıldı. Siz niçin Arguvan Vakıfını ve Köy Derneklerini dışladınız.

BİZ KİMSEYİ DIŞLAMADIK

MK: Şimdi soruyu düzeltelim isterseniz. Başlığı öyle koyarsanız o çok çirkin olur. Biz kimseyi dışlamadık

SK: Onlar mı sizi dışladı?

MK: Ya böyle bir şey dışlama sözcüğünü kullanmak belki çok doğru olmayabilir. Gerçek nedir? Olayın gelişim sürecini ve size uzun olmayacaksa teferruatı ile anlatayım.

SK: Özet yaparsak daha iyi olur. Çünkü diğer konularda var.

MK: Konu önemli ve soru mayınlı soru olduğu için gerçeklerin bilinmesi gerekiyor.

SK: Siz bir eğitimci ve bir yöneticisiniz. Özet yapmakta zorlanacağınızı sanmıyorum buyurun.

MK: Bazı ön görüşmelerimiz oldu. Arguvan Vakıf Başkanı Hasan beyle (Hasan Aydın)

Festival ile ilgili işleri nasıl düzenleyeceğiz, ne yapacağız, kimleri çağıracağız, kimler gelecek, kimler gidecek bunları konuşmak üzere toplanacaktık.  Önce Hasan Bey, işim yoğun, gelemem gibi bir şey söyledi. Daha sonra ertesi gün aradı” biz arkadaşlarla karar aldık, geliyoruz “dedi. Tamam dedim. Hatta bu karardan sonra basın açıklaması yaparız, festival tarihini belirleriz Malatya’da kahvaltılı bir yer de ya da Gazeteciler Cemiyeti'nde hafta sonu kamuoyuna açıklarız. Hemşerilerimiz de basın açıklamasına katılırlar dedik.

Hasan Bey'de hafta sonu yapacağımız basın açıklamasını mümkünse dedi hafta ortasına Çarşamba’ya alalım çünkü biz biletlerimizi perşembeye aldık geri döneceğiz dedi. Bizde tamam dedik ve basın açıklamasını çarşambaya aldık. Gazeteciler Cemiyeti'nde saatini belirledik. Adamlara bildirdik. Sabah geldiler Cevat Aydın, Kevser Aydın, Erdal Tatlı, Mehmet Ali Parlak, Hasan Aydın, toplam beş kişi geldiler. Bizim belediyede makamda toplantı yapıyoruz. Oturduk konuşurken işte şu nasıl olacak, bu nasıl olacak? İşte olması gereken yapılması gerekenleri falan konuşuyoruz. O sırada Hasan Bey, festivalde kimler konuşacak dedi. Bende her zamanki gibi teamüller gereği konuşulur ve kim konuşacak dedim. Siz konuşacaksınız, ben konuşacağım dedim. Eğer ilçenin Kaymakamı gelirse mülki amir olarak konuşacak. Vali bey gelirse İlin Mülki amiri olarak konuşacak.

SK: Bu saydığınız kişileri her festivale davet ediyor musunuz?

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KONUŞAMAZ

MK: Tabii davet ediyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı bunlar gelirse konuşmak isterse konuşur. Diğer işte Veli Bey(Veli Ağbaba) geliyor. CHP Genel Başkan yardımcısı, bizim milletvekili olarak bölgenin ve ilin milletvekili olarak konuşur. Hasan Bey” hayır, Büyükşehir Belediye Başkanı konuşamaz” dedi. Yani nasıl konuşamaz Hasan bey dedim, Konuşamaz dedi. Hasan Bey’e örnekler verdim, bak dedim son dönemde biz şu şu şu partilerle yan yana geldik. İttifak yaptık isimlerini söylemeye gerek yok. Geldiğimiz noktada. Ülkede demokrasinin yeniden inşa edilmesi için içerisinde bulunduğumuz koşullar gereği yan yana gelmeyecek partiler yan yana gelerek ittifak yaptı dedim. Fakat Hasan Bey ısrarla “AKP li Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı gelemez, konuşamaz. Çünkü bizim vakıfımızın kırmız çizgimiz var”

SK: Kırmızı çizgi nedir?

KIRMIZI ÇİZGİMİZ VAR

MK: Kırmızı çizgi bu vakıf “anti faşist, anti emperyalist” bir Vakıf. Ya Hasan Bey dedim “Biz bu vakfı 95 yılında kurduk. O günden bu yana çok sular aktı. Çok şeyler değişti. Yani bunda zaten çok da bir şey yok. Bununla bir ilgisi de yok. Yani bunun anti faşist, anti emperyalist vakfın böyle Büyükşehir belediye başkanının gelip konuşmasıyla bu çizgisini de değiştirmiş olacağı gibi bir durum da yok. Beraberinde gelen dört Arkadaş da Hasan beyin bu tavrına şiddetle karşı çıktılar, olmaz böyle bir şey dediler” Hatta orada Kevser Aydın çıktı dedi ki” Hasan Bey bakın biz yönetim Kurulu’nda böyle bir karar almadık. Böyle bir şey konuşmadık. Bizim kırmızı çizgimiz vardır. Konuşamaz kişiler şunlardır diye bir konu gündeme gelmedi lütfen” dedi. Diğer arkadaşların hepsi de böyle bir şey olmaz dediler. Örnek verdim diyorum ki; ben ilçe belediyesi olarak Büyükşehir Belediyesi'ne bağlıyım. Yani eğer Büyükşehir Belediye Başkanı buraya gelir de ben adama seni konuşturmuyorum dersem ben bu adamdan yarın hizmet isteyemem. Yani ben bir şeyi düşünüyorum. Ben bütün Arguvan'ı düşünüyorum. Burada 49 mahalleyi 72 mezrayı düşünüyorum. Biz büyükşehirle iç içeyiz biz büyükşehir ile ortak işler yapıyoruz. Yani şimdi hatta şunu örnek verdim; Isa köyünde bir etkinlik yapılsa, Isa köyünün muhtarının daveti üzerine gitsek bize söz hakkı vermezse, konuşamazsın derse şık olur mu? İsa köyünün muhtarı ondan sonra gelip benden hizmet isteyebilir mi? Ya da isterse ben ona nasıl bakarım? Bu kadar açık örnekler verdik ancak Hasan Bey ikna olmadı.

İKİ SEÇENEK SUNDUM

Bunun üzerine iki seçenek sundum. Dedim ki o zaman arkadaşlar bu festivali vakıf ve dernekler yapsın. Biz belediye olarak kenarda duralım. Bizim yapacağımız bir şey olursa işin mutfak, hamallık ve hizmet bölümünde siz ne isterseniz onu yaparız. Ondan sonra Vali Bey ya da Büyükşehir başkanı ile karşılaştığımızda bizi niye davet etmediniz derler ise, deriz ki vallahi festivali bu sene biz yapmadık. Biz festivale karışmadık dernekler ve vakıf yaptı deriz. Yok dedi Hasan Bey biz yapamayız, biz altından kalkamayız. Bunun üzerine Cevat Aydın; Başkanım ikinci şık ne diye sordu. Ben de o zaman festivali biz Belediye olarak yapacağız dedim. Sizlerde bize destek olacaksınız dedim. Tamam dedi Hasan Bey kabul etti. Peki arkadaşlar dedik toplantıyı bitirdik. Ertesi gün arkadaşlar İstanbul’a döndüler.

İstanbul’a gidince Vakıf Köy Dernek Başkanlarıyla bir toplantı yapıyor. Dernekler alınan karara karşı çıkıyor nasıl olur böyle? niye böyle oldu diye. Toplantı da söz alan Kevser Aydın bu duruma gelmesinin tek nedeninin “Vakıfın Kırmızı çizgisi var gerekçesiyle Büyükşehir Belediye başkanı konuşamaz “dayatmasından kaynaklandığını gerçek nedenin bu olduğunu anlatıyor.

SK: Mehmet Başkan İsimler telaffuz ediyorsunuz bu söyledikleriniz yayınlanacak cevap hakkı doğabilir. Toparlayabilir misiniz?

MK: Kesinlikle ben bakın siz de az çok beni tanıyorsunuz ve bunu açmak istedim. Yani anlıyorum ben bu yaşıma geldim, asla olmayan bir şeyi konuşulmayan bir şeyi söylemedim ve söylemem. Bunlar hepsi bak size diyorum ki bakın ben isimlerini sayıyorum. Malatya’ya gelen bu dört kişide bu anlattıklarıma tanıktır. Bu arkadaşlarla gerektiğinde bir araya gelip konuşabilirim.

Sonuçta biz Belediye olarak festivali yaptık. Bu arkadaşlardan bir kısmı da bize destek oldular. Vakıf yönetiminden ve Köy derneklerinden arkadaşlar geldi görev aldılar, sorumluluk aldılar, sahnede, sahne gerisinde destek oldular.  Arkadaşlarımız İstanbul’a döndüğünde vakıf başkanı Hasan Bey yaptığı toplantıda bu arkadaşlarımızı hain ilan etti. Bakın bu kadar net söylüyorum hain ilan etti.

SK: Salgından kurtuluyoruz. Muhtemeldir ki bir yıl sonra Arguvan Türkü festivali yapılacak. Siz festivali yalnızca belediye olarak tek başınıza mı yapacaksınız? Vakıfa ve Köy Derneklerine geliniz; bir sıkıntı oldu ama, yine birlikte yapalım diye bir çağrınız olacak mı?

ÖZELEŞTİRİ YAPARLARSA ÇAĞRI YAPARIZ

MK: Vakıf yönetiminde bu anlayış olduğu sürece o çağrıyı yapmayız. Derneklere yapabiliriz.

SK: O zaman vakıf ve dernekleri bölmüş olmuyor musunuz?

MK: Yok olmuyoruz. Vakıf bakın şunu derse özeleştiri yaparsa” Biz geçen festival döneminde bir kırmızı çizgiyi koyarak yanlış yaptık, doğru değildi bu. Bugün biz bu söylemimizden vaz geçiyoruz. O gün yaptığımız yanlıştan dönüyoruz” diye bir özeleştiri yaparsa Vakıfa da çağrı yaparız.

SK: Siz özeleştiriyi Arguvan Vakıfından mı bekliyorsunuz.?

MK: Vakıf'tan bekliyoruz tabii ki. Sonuçta herhalde sizden bekleyecek halimiz yok, isterseniz siz yapın özeleştiriyi.

SK: Konu benim yetkimde değil, öyle bir yetkim yok. Siz Belediye Başkanı olarak ben bu konuda hata yapmadım mı demek istiyorsunuz?

MK: Benim bir hatam yok. Ben Festivali birlikte yapmak için davet ettim geldiler görüştük. İkna etmek için çabaladım. Şimdi Süleyman Bey eğer ki ben zaten birlikte yapma isteğimiz olmasa İstanbul’dan Vakıf ve Derneklerin temsilcilerini Arguvan'a niçin çağırayım? Biz bu sene yalnız yapıyoruz der çıkardım işin içinden. Ama bizim böyle bir düşüncemiz öyle bir niyetimiz yok ki. Biz bakın ilk defa benim vakıf başkanlığım döneminde Ankara Arguvanlılar Derneğini, Almanya Arguvanlılar Derneğini, Malatya'daki dernekleri ve Türkiye’deki tüm Arguvanlı örgütlü kurumları festival için bir araya getiren bu çatıyı oluşturan birisiyiz.

SK: Arguvan'ımızın 49 mahallesi ve 72 mezrası var. Arguvan Türkü Festivali tüm Arguvan’ı kapsar veya öyle olması gerekir. Siz ise bu festivalin programını ve tarihini kamuoyuna açıklarken, basın toplantınızda yanınıza yalnızca mensubu olduğunuz partinizin İl başkanını alıyorsunuz. Tabii Sizin Partinin Arguvan’da bir ağırlığı var. Ancak Arguvan’da az veya çok oy alan diğer partilerde var. Niçin o partilerin İl başkanlarını da basın toplantısın da yanınıza davet etmiyorsunuz?

FESTİVALLER YEREL YÖNETİMLERİN İŞİDİR

MK: Şimdi bakın Süleyman Bey şimdi işin o kadar detay teferruat ayrıntısına girerseniz bu işin içinden çıkılmaz. Şimdi ben bir partinin mensubuyum bakın festivaller yerel yönetimlerin işidir. Festivallerin asıl sahipleri yerel yönetimlerdir. Türkiye'de festivali sadece biz yapmıyoruz ki. Birçok ilde, birçok ilçede, birçok beldede, birçok köyde festival yapılıyor. Ben size bir şey anlatayım. Vakıf Başkanı iken bizim vakfın etkinliklerini Radyo’da yayınlatmak için Yön radyoya gittim. Ve oradaki bir arkadaşımız bana “Başkan bu Arguvanlılar siz bu işi nasıl beceriyorsunuz? İşte bu kaçıncı festival yapıyorsunuz hiç coşku azalmıyor, her yıl daha da artarak, birbirimize kenetlenerek götürüyorsunuz. Mesela biz yapıyoruz, bizde kavga gürültü, ayrışma ve didişme oluyor. Biz bu işi beceremiyoruz” dedi. Siz dedim festivali yaparken ya da yapmayı hedeflerken A partisi diyor ki ben öne çıkayım ben yapayım diyor. B partisi diyor ki ben öne çıkayım diyor, Orada bir yarış var, biz yapalım yani ben yapalım, ben hâkim olalım yarışı var ve kim yaparsa ötekileri alanı terk ediyor. Ondan dolayı siz başaramıyorsunuz.

ÖNEMLİ OLAN ARGUVAN KÜLTÜRÜDÜR

Bizim başarımız nedir biliyor musunuz?  Sadece Arguvan kimliğini ve kültürünü öne çıkararak bu işi yapıyoruz. Bakın Süleyman Bey ben size bir şey söyleyeyim, festivalleri izle, festivaller bir ilçede yapıldığı zaman o ilçenin, o partinin il başkanı, ilçe başkanı çıkar konuşur. İl başkanı gelip de ben bu festivalde konuşacağım dediği zaman ben ona konuşamazsın deme hakkına sahip değilim. Parti etiği açısından. Ama biz bunu yapmıyoruz. Şimdi ben bunu yapmazken festival ile ilgili basın açıklamasında bırakında yanımda otursun. O kadar olsun. O partinin belediye başkanıyım.

Devam edecek…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56