MEHMET KIZILDAŞ ARGUVAN BELEDİYE BAŞKANI SÖYLEŞİ-6

ARGUVANDA MADENCİLİK

SK: Mehmet Başkan Arguvan’da “maden- altın arama” furyası başladı. Nedir bunun iç yüzü? Bir ara Çinli firma bakır madeni çıkarmak için gelmişti, sonra bıraktılar. Sizin Belediye olarak Arguvan’ın çevresini ve doğasını koruma göreviniz yok mu?

MK: Arkadaşlarımız, çevremiz bizi tanıyanlar bilir. Biraz önce sizin de söylediğiniz gibi Arguvan için Arguvan'a hizmet etmek için İstanbul’dan düzenimizi, hatta ailemizle ilgili de birtakım şeyleri yıkarak, fedakârlık ederek Arguvan'a geldik. Arguvan’a hizmet etmek için Arguvan’ı geliştirmek için biz bu kadar fedakârlık ederken, yani birilerinin Arguvan'ın doğasına, Arguvan'ın suyuna, Arguvan’ın çevresine zarar vermesine müsaade edeceğimizi aklı başında bir Arguvanlı düşünemez.

YAPILAN İŞ TETKİK VE TESPİTTİR

SK: Düşünenler aklı başında değil mi? Gruplar, platformlar kurmuş mücadele diyorlar.

MK: Şimdi şöyle söyleyeyim; bu çevre platformlarının içerisinde düzgün, iyi niyetli, gerçekten çevreye karşı duyarlı insanlarımız var. Onları tenzih ederek söylüyorum. Bakın o sayfalarda Belediyemize, bizim bazı dernek yöneticilerimize hakaretimsi yazılar da yazıldı. Madene Arguvan’ı sattılar diye, o kadar çok gereksiz kirli, yanlış bilgiler var ki, hatta MTA’nın (Maden Tetkik Araştırma) her şeylerini burada ağırlıyor diye yazı yazdılar.

Yani bunu yazanlardan bir ikisi senin de bildiğin tanıdığın kişiler onun için söylüyorum.

SK: Yani çevreyi bozanlara, doğayı tahrip edenlere siz yataklık mı ettiniz?

MK: Öyle yazdılar. Şimdi işin başında şöyle başladı. MTA'nın mühendisleri, MTA Genel Müdürlüğünün almış olduğu karara istinaden önce Malatya Valiliği'ne ve Arguvan Kaymakamlığına bilgi vermişler. Bize de geldiler.

Ellerindeki dosyalarını, bilgilerini sundular. Sundukları bilgi de şu var: Türkiye'nin her yerin de olduğu gibi. Arguvan’ın Şotik bölgesinde kömür rezervi araştırması yapacaklar. Zaten MTA'nın görevi budur. Türkiye'deki maden yataklarının tespitini yapar. Bu karşı çıkanlar adını bile doğru söylemiyorlar. Adı üzerinde Maden Tetkik Araştırma, tetkik yapıyor.

SK: Şu anda tetkik mi yapıyorlar. Onun dışında bir faaliyetleri yok mu?

MK: Yok sadece tetkik ve tespit yapıyor. Nerede ne var, sondajlarla rezerv durumunu tespit etmeye çalışıyorlar.

SK: Şu anda yapılan bu mu?

MK: Evet şu anda yapılan budur. Hatta senin adaşın yukarı Sazlıcalı Süleyman Kılıç isminde birisi. Önceleri bu şahsı bir kısmı siz sandılar. İsim benzerliğinden. Diyorlar ki “siyanürle Arguvan’da altın arıyorlar” Bilmiyorlar… Siyanürle altın aranmaz, siyanür ayrıştırmada kullanılır. Aramada siyanür kullanmaz. Şimdi biz bunu bu süredir Jeoloji Mühendisleri Odası ile görüşüyoruz. Maden Mühendisleri Odası ile sürekli görüşüyoruz. Arguvan’ın arazisinin içerisinde bizim bilgimiz dışında bir çalışma bir şey var mı? yok mu? diye sürekli soruyoruz yani irtibat halindeyiz. Bu kurumlar öyle bir çalışmanın olmadığını söylüyorlar.

BİZ ŞOV DEĞİL GERÇEK MÜCADELE YAPARIZ

 En son vatandaşın birisi çok cahilce, bilinçsizce Şotik köyünde, çok da büyük olmayan bir sahada “açık galeri usulü kömür ruhsatı” almış. Bunu biz duyduk ve bunu duyar duymaz hemen çalışmaya başladık. Biz onlar gibi şov yapmıyoruz. Bu işin şovunda falan değiliz. Biz doğamızı korumak için yasal anlamda önce yapmamız ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Arguvan Belediyesi olarak açık galeri usulü çalışma ruhsatının iptali için önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvurumuzu yaptık takip ediyoruz. Verilen ruhsat “kapalı galeri usulü“ olsaydı, çalışma çevreye ve doğaya zarar vermeyecekti. Verilen ruhsat bu haliyle çevre de tahribat yaratacaktır.

Sizin bu soruyu soracağınızı tahmin ettiğim için ilgili mercilere şikâyet başvurularımızın fotokopilerini çektim masamın üzerinde duruyor. İtirazlarımıza olumsuz cevap gelir ise bu sefer dava açacağız mahkemeye gideceğiz. Yani biz mücadelemizi yasal sınırlar içerisinde yapıyoruz.

TÜM ARGUVANI ORAYA YIĞARIZ

 Kaldı ki şu anda orada herhangi bir çalışma da yok. Eğer gerçekten orada açık alanda çalışmaya gelmiş olsalar, o makinaların önünü herkesten önce Arguvan halkıyla birlikte biz çıkarız. Oraya iki tane iş makinası gelsin. İnanın Arguvan halkıyla birlikte orada oluruz. Şotiklisi, İsa köylüsü, Morhamamlısı, Tatkınık, Arekil’ lisiyle karşılarına dikiliriz. O sosyal medya da şovmenlik yapanlar, bilmem nerde yazanlar, çizenler, hiçbirisi ortalıkta olmaz.

SK: Mehmet Başkan dünyanın her tarafında yer altından altın, maden vb kıymetler var ise çıkarılır. Doğaya ve çevreye zarar vermeyen teknolojiler mutlaka vardır. Sizin Arguvan toprağında bir madem var ise, altın rezervi var ise bunları çıkarmayalım diye bir görüşünüz sanırım yok. Bunları bilimsel olarak tespit edelim. Çevre ve doğaya zarar vermeyen yöntemlerle çıkaralım mı diyorsunuz?

VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ

MK: Süleyman Bey bakın şimdi şöyle biz madenciliğin vahşisine karşıyız

SK: Ne demek vahşi madencilik?

MK: Yani doğaya, çevreye, oradaki yaşayan insanlara, bölgeye oradaki bitki örtüsüne, oradaki canlıya zarar veren vahşi madenciliğe karşıyız. Bunun içerisinde altın da var, vahşi madenciliktir altın. Altın her halükârda çıkartıldığı bölgeye kesinlikle ciddi zarar veren bir madendir.

SK: Peki altını dünya çıkarmıyor mu?

MK: Dünya çıkarabilir. Altının ayrışmasında kimyasal kullanıldığı için zararlı.

Biz ilk göreve geldiğimiz de Arguvan’da faaliyet gösteren Çin firmasının yetkililerini çağırdık konuştuk. Çinlilerle bizim konuşmamız şuydu. Onlara dedik ki; “Siz burada açık galeri usulü bakır araştırması yapıyorsunuz. Siz bu madeni burada ayrıştıracak mısınız?” dedik “hayır biz ham halde götürüp Çin de ayrıştıracağız” dediler. Bizim aynen onlara söylemimiz şuydu; eğer burada kimyasal kullanarak ayrıştırma yaparsanız biz buna karşı çıkarız. Ama kimyasal kullanmadan buradan alıp kendi ülkenizde ayrıştıracaksanız ona çok fazla bir diyeceğimiz yok dedik. Biz bugünde aynı şeyi söylüyoruz.

SK: Peki Çinliler ne yaptı? şu anda ne durumda

MK: Çinliler bıraktı gitti.

SK: Tepkilerden dolayımı Çinliler bırakıp gittiler?  Yeterli verimi alamadıkları için mi gittiler?

MK: Bir tepki yoktu. Ne tepkisi bir tepki olmadı. Gitmelerinin nedenini bilemiyorum. Yani çok net bilgi sahibi olmadığım için bir şey söyleyemeyeceğim.

SK: Çin firmasının yetkililerinden Arguvan Vakıfına öğrenci bursu vermeleri için bir talebiniz oldu mu?

MK: Ben o dönemde Arguvan Vakfı Başkanıydım. Arguvan Belediye Başkanı rahmetli Hüseyin Taştan’dı.

Bizim vakfın bir geleneği vardır. Eğer Vakıfın İstanbul’da bir etkinliği varsa; O etkinliğe Arguvan Belediye Başkanı, Arguvan Kaymakamı ve bazen diğer kurum başkanları da davet edilir. Belediye başkanı gelirken Çinli firmanın yetkilerini de davet etmiş beraber gelmişlerdi. Çinli yetkili gecenin amacının “ihtiyacı olan Arguvanlı öğrencilere burs vermek” olduğunu öğrenince “bizim de bir katkımız olsun, yirmi öğrenciye burs verelim” dedi. Bizde bursu kabul ettik öğrenciler dağıttık.

MÜCADELE DOĞRU BİLGİYLE OLUR

SK: Mehmet başkan başka konuya geçeceğim. Maden, doğa, çevre ile ilgili ilave etmek istediğiniz bir husus var mı?

MK: Şimdi şunu söyleyeyim; Vahşi madencilikle mücadele iyi niyetlerle olur, doğru düşüncelerle olur ve yerel de olur. Ben eylemlere karşı değilim. Bizler eylemlerin içinden geldik.

Bakın bugün İkizdere’de köylüler ne yapıyor? çevreyi savunuyorlar değil mi? İstanbul’dan giden sanatçı, İstanbul’dan giden öteki beriki ne yapıyor? Gidiyor ziyaret ediyor, moral veriyor, destek veriyor. Bir iki saat duruyor, dönüp geliyor. Ama İkizdereliler orada ne yapıyor? 24 saat nöbet tutuyor. Bu ne demektir? Eğer bir şey var ise orada bir tahribat var ise, orada bir olumsuzluk var ise o yörenin halkının karşı çıkması ile başarı sağlanır. Yoksa başka yerden elli kişi gelip buraya on dakikalık, yarım saatlik oturmayla, bir açıklama yapmayla, vahşi madene karşı mücadele olmaz. Mücadele nasıl olur? Oradaki, yereldeki insanı gerçek anlamda bir tahribat var ise, önce bilinçlendirerek, doğru bilgilendirerek top yekûn mücadeleye katmakla olur.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56