Muhbir Malatyalıma Ödül Olarak Ne Verirdiniz?

Malatya’dan Aşağışehir (Battalgazi) ilçemize doğru yürürken polis otosu yaklaşıyor yanıma. Duran otomobilden inen polis memuru, dur anlamına gelen işaret parmağını yukarı kaldırıyor.
Güneşten korunmak için yüzüme doladığım beyaz tülbenti, gözlüğümü, şapkamı çıkarıyorum onlar söylemeden. Selamlaştıktan sonra, beni bir vatandaşın “terörist olabilir” kuşkusuyla ihbar ettiğini söylüyorlar. Kimliğimi veriyorum, telsizden gerekli bilgileri alıyorlar.
Kimliğimi bana uzatırken mahcup gülümsüyorlar. İsterseniz sizi gideceğiniz yere yakın bir noktaya kadar aracımızla bırakabiliriz, diyorlar.
Benim amacım, bir an önce Battalgazi’ye varmak değil ki. Bir yeri tanımak için orayı yaya dolaşmak gerektiğine inananlardanım. Bunun için yola koyuldum Malatya’dan Battalgazi’ye doğru. Düzenleme çalışmaları olan Battalgazi kavşağını epeyce geçtikten sonra güneşten korunmak için her zamanki gibi yüzüme tülbenti sardım; gözlük ve şapkamı taktım. Çavreme keyifle bakarak yürüyorum. Fotoğrafını çekmeye değer bir görüntüye rastlamıyorum. Kayısılar henüz çağala, dutlara ise ben düşmüş.
İşte böyle yaşadığım yöreyi tanıma amacıyla Aşağışehir’e doğru keyifle yürürken Hanımınçiftliği sınırlarında, anayolda durduruluyorum polis tarafından. Malatyalı muhbir vatandaşımın beni, yüzümdeki örtüyü gerekçe göstererek teröriste benzetmesi ve kuşkulanması sonucunda sorgulanıyorum.
Polise sözüm yok bu durumda. İhbarı değerlendirmek zorundaydı polis. Üstelik oldukça saygılı, biraz da mahcup; gülümsemelerinden de durumun komikliğini yaşamaktan sıkıntılı olduklarını anlıyordum.
Ey benim muhbir vatandaşım, hangi terörist yüzünü tülbentle sararak anayolda tek başına yürür? Yüzü kapalılık terörist olmanın göstergesiyse kara çarşaf, kara peçeyle tepeden tırnağa gizlenenleri niye ihbar etmiyorsun?
Sokak lambaları gece gündüz haftalarca yanar, muhbir vatandaşımın umurunda olmaz. Su borusu patlar, sular günlerce boşa akar umurunda olmaz. Kanalizasyon boruları patlar, üstünden atlama gayretinden öteye gitmez. Malatya’nın kaldırımlarındaki asırlık çınarları katledilir, sesin çıkmaz. Bin, bin beş yüz, bin sekiz yüz liradan binlerce ağaç ithal edilir senin vergilerinle yine tınmazsın.
Güneşten korunmak için yüzüme örttüğüm örtünün altında terörist avına çıkmaksa sana pek yakıştı doğrusu.
Ne zaman dürüst davranacağız? İkiyüzlülüğümüzün belirgin örneklerinden biri de sözde darbe karşıtlığımız değil mi? Darbecileri alkışlayan, onların ellerini öpmek için sıraya giren Malatyalıların hepsi mi öldü? Şimdi herkes darbe karşıtı.
Tören kürsülerinde herkes ağaçsever, ormansever; atılan nutuklar bu yönde. Peki, bu ağaçları, Malatya’nın tarihi simgesi canları kim katlediyor? Senin sesin soluğun niye çıkmıyor muhbir Malatyalım? Madem duyarlı vatandaşsın, yaşamak için muhtaç olduğun doğaya sahip çıksana
İlla terörist avına çıkacaksan benim yüzüme örttüğüm tülbente takılma. Senin kesenden ithal edilen bin beş yüz liralık ağaçları nereye koyacağını düşün. Hatta telefonun arkasına gizlenme; yiğitçe, açıkça git ağaçlarına sahip çık. Bunu yapamıyorsan yiğitlikten, mertlikten, ağaçseverlikten, vatanseverlikten söz etme Allah aşkına…
Sultan KILIÇ     


      






      
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56