Ailede- Sokakta- Evde- Okulda- Mahallede- İşyerinde insanlar arasında şiddet olayları ve cinnet halleri yoğun bir şekilde yer almaya devam ediyor. Aile içinde anne- baba- çocuk arasında cinnete varan şiddet olaylarına anlam vermekte zorlanıyoruz. Ticaret veya komşuluk münasebetiyle ilişkileri olan insanlar arasında şiddet kaynaklı çözümler yaygınlaşıyor. Herkes soruyor? Şiddet neden artıyor?
Çocuk anne- babasından bir şeyi engelleme veya elde etme yöntemi olarak kendisine karşı dövme ve azarlama yoluna gidiyor. Ayıplama, küçümseme, dövme çocuğun anne- babasından gördüğü temel davranış biçimleri ise büyüdüğünde çocuktan ne beklenebilir.
Anne- baba kendi aralarında yaşadıkları sorunları çözmede ilk başvurdukları yöntem şiddet içerikli olanlar oluyor. Güçlü olan baba kadına karşı şiddete başvurmakta ve bu toplumca da normal görmektedir.
Öğretmen kontrol edemediği, ders öğretemediği, disiplin olarak düzeltemediği çocuklara karşı sürekli şiddet unsuru olan davranışlar sergiliyor. Öğretmen çocuklara kendince zahmetli ve uzun bir çözüm yolu olarak algıladığı konuşma- paylaşma- ikna etme ameliyeleri yerine direkt kısa yoldan şiddete başvurarak eğitim sorumluluklarını yerine getirdiği yanılsamasına kapılmaktadır.
Anne- babalar çocuklarına aldıkları bilgisayar oyunlarında oyun tercihini çocuğa bırakmakta ve çocukta kan, silah, savaş, kavga içerikli olanlarını alıyor. Oyunlarda genellikle var olmak için öldürmek, daha fazla öldürmek teması çerçevesinde oyun mantığı çocuğa hayata bakış açısında bir perspektif sunuyor.
Televizyon dizilerinde halen en çok izlenenler sıralamasında her bölümünde onlarca kişinin ölümüne şahit olunan ve çözüm için silah ve ölümden başka bir çıkış yolu bulunmayan düşünce algılaması oluşuyor. Hiçbirinde kanun ve hukuk egemenliği değil silah ve şiddet egemenliği ön plana alınmaktadır.
Sinema filmlerinde çocuk ve gençlerin ağırlıkla izlenme isteği oluşan filmler korku- gerilim ve aksiyon filmleridir. İnsanın insan için hiçbir güven ve hukuk gözetmediğini algılayarak birbirini tehdit olarak gören algılayışa doğru yol almaktadır.
Çocuk ve gençlerin en çok beğenerek okudukları kitaplar korku roman türleridir. Bu roman türleri duygusal altyapıya yeni korku türleri katarak vehimli bir mantık örgüsüne yol açmaktadır.
Toplumsal- siyasal sistem içerisinde aşılamayan konuları gayri hukuki ve insani zeminde çözüm arayışlarına girilmekte ve sistem yapısı itibariyle bu türden süreçleri desteklemektedir.
Bir ülkede silahı elinde tutan kurumların özerkliği, üstünlüğü ve hakimiyeti görüldüğü için bilinç altında bu tür kurumlara karşı teslim olmaya ve söz gücünü zayıf görerek yaklaşmaya başlamaktadır.
Televizyonlarda Türkiye açısından Güneydoğu sorunu çerçevesindeki algı şiddet merkezli bir algıya dönüştürülmekte, bölge ile ilgili haberlerde yüksek bir manipülasyon unsuru oluşmaktadır. Şiddet ve ölüm kutsanmakta, haber dili açısından verilen görüntüler ve ifade dili olayı kin ve nefrete dönüştüren bir sürece evrilmektedir.
Türkiye’nin yakın veya uzak ülkelerdeki şiddet merkezli çözümlerden esinlenerek böylesi bir çözüm yolunu benimsemek ve ideoloji haline getirerek şiddet algısını bilinç merkezine yerleştirilmektedir.
Gazetelerin genellikle 3. sayfalarında veya televizyonların haber bültenlerinde şiddet içeren haber ve olayların sunumu bu türden olaylara karşı önlem alma, engelleme değil aksine yönelme ve kanıksama düşüncesi ön plana gelmektedir.
İnsanın yaşadığı hayatta yaşadığı problemleri paylaşma ve dertleşme imkânı ortamı bulamayanlar, çeşitli nedenlerle psikolojik sorunlar yaşayanlar sorunların çözümü ve tanımlanması için psikolog veya rehberlik desteğini önemsememekte ve toplumsal algıdan dolayı uzaklaşılmaktadır. Aşılamayan sorunların birikintisi karşısında zayıf kalan insan ya çevresine ya da kendisine yönelerek şiddet uygulamaktadır.
Bireysel silahlanmanın artması ve bunun toplumsal göstergede kişiye önemli rol ve misyon yükleyen bakış açısının yerleşmesi şiddeti genele yayılmasına yol açmaktadır.
İnsan bu unsurları alt alta, yan yana koyunca neden şiddet olmasın diyor. Böylesi bir yaygınlık ve çeşitlilik oluşan zeminde şiddetin olması kaçınılmazdır. Şiddete başvuran ve ya şiddete maruz kalan herkes bunun muhasebesini yaparak önce algıda sonra pratikte dışlayarak bundan arınmalıdır.